22 Temmuz 2011 Cuma

Yeni "Büyük Oyun"

Afganistan, bölgesel güçlerin ve dünyanın süper güçlerinin her zaman iştahını kabartmış olan hammadde açısından zengin bir bölgede bulunuyor. Hindukuş'taki yeni "büyük oyun"un şimdiki baş aktörleri ise Çin ve ABD.
Afganistan'ın hammaddelerinin değer milyarlarca dolarla ifade ediliyor. Diğer Orta Asya ülkelerindeki enerji kaynaklarının değerinin ise daha da yüksek olduğu tahmin ediliyor. İran, Pakistan, Hindistan, Rusya ve özellikle de ABD şu ana kadar çok fazla el değmemiş olan bu pastadan pay almak istiyor. Çok sayıda uzman, Afganistan'da terörizmle mücadelenin yanı sıra bir hammadde savaşı da yaşandığı görüşünde. Berlin Hür Üniversitesi'nde siyasal bilimler alanından özel doçent olan Thomas Greven, hammaddelerin kullanım haklarının şu ana kadar yeterince düzenlenmediğini kaydetti. Greven, "En kötü senaryo durumunda yani çatışmalar yaşanması durumunda, hammaddelerin işletilmesiyle ilgili anlaşmalar yeterli olmayacaktır. Hammaddelere erişim, askeri üsler ve güvenlik politikası konusundaki işbirlikleriyle güvence altına alınmalıdır" dedi.
10 Yıllık Yarış
19'uncu yüzyılda Ruslar ve İngilizler, bölgede nüfuz sahibi olabilmek için büyük çaba gösterdiler. "Büyük Oyun" olarak adlandırılan bu oyun tahrip edici siyasi bir oyundu. Ancak şimdi Hindikuş'ta yeni bir "Büyük Oyun" başlamış gibi görünüyor. ABD ve Çin, en az on yıldır dünyanın hammadde kaynakları konusunda bir yarış içerisinde. İki ülke de enerji kaynaklarına erişimin, hangi ülkenin refah elde edeceği ya da refahı arttıracağı konusunda belirleyici olduğunu biliyor. Greven, Orta Asya'daki bu yeni büyük oyunun aynı zamanda 21'inci yüzyılda öne çıkanın Çin mi ABD mi olacağı yönünde de bir savaş olacağını kaydediyor: "Afganistan'da ya da Orta Asya'daki diğer ülkelerde hammadde bulunması ABD için kayıtsız kalınacak bir durum değil. Çin'in askeri harekatlara yani terörle mücadeleye katılmamasına da kayıtsız kalınmıyor ancak aynı zamanda bu şekilde bazı imtiyazlar güvence altına alınıyor."
Çin yönetimi yıllardır Afganistan ve diğer Orta Asya ülkelerinde yoğun bir satın alma politikası izliyor. Pekin örneğin, Washington'u öfkelendirse de Afganistan'ın doğusundaki en büyük bakır madeninin işletme haklarını elde etti. Bunun için 3 milyar dolar ödedi. Yakında ABD'nin Afganistan'da inşaa ettiği yollarda, hammadde yüklenmiş kamyonlar Çin'e doğru hareket halinde olacak. Pekin yönetimi, Afganistan'da ve bölgede siyasi açıdan süper güç olmak istediği iddialarını resmi olarak reddediyor. Ancak çoğu siyasi gözlemci, Çin'in en azından Asya'da hakim durumda olmayı hedeflediğine inanıyor. Friedrich Ebert Vakfı'nın Asya bölümü direktörü Jürgen Stetten, "Gerçeğin ortada bulunduğunu düşünüyorum. Çin kendisi istese bile artık jeopolitik açıdan bir oyuncu olmamanın üstesinden gelemez. Bu, Afganistan gibi ülkeler ve Afganistan'daki çatışma konusunda da geçerli" ifadelerini kullanıyor.
Pakistan'ın Stratejik Önemi
Öte yandan, Pakistan ile yakın olmak da Çin için büyük bir öneme sahip. Pekin, bir yandan İslamabad'ı bölgedeki en büyük rakibi Hindistan'a karşı sıkı bir müttefik olarak görüyor; diğer yandan da Pakistan'ın yardımıyla Afganistan'daki çıkarlarını özellikle Amerikan askerlerinin çekilmesinden sonra daha iyi yerine getirebileceğine inanıyor. Orta Asya'daki bu büyük oyundan kimin galip çıkacağı henüz belli değil. Ancak Asya uzmanı Stetten, sonunda durumun Afganistan için bir felakete dönüşebileceğini kaydediyor: "Çünkü, Taliban'ın geri dönmesi ya da bölgedeki büyük rakipler arasında -bu Çin olabilir, Hindistan ya da ABD olabilir- çatışmalar yaşanması, Afganistan'ı sürekli bir çatışma durumuna sürükler ve bu çatışmadan görülebilir bir zaman içerisinde çıkmak mümkün olmaz."
RTBIL SHAMEL (Alman Devlet Radyosu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Twitter

Google+ Followers