17 Mart 2014 Pazartesi

Beyoğlu'ndaki Yürekli Sarışın

Türkiye'de politikaya da politikacılara da güvenin yerlerde gezdiği günlerden geçiyoruz. Politikacılara güvenin yüzde 10'larda olduğu bu zamanda elbette iyi örnekler de var. Bu yazının konusu da bu anlamda değerlendirilmesi gereken bir isim: Aylin KOTİL.

Kotil, 70'li yılların iyi bir politikacısı ve devlet adamı olan Aytekin Kotil'in yeğeni.  Aytekin Kotil önce ülkem sonra partim en son kendim diyen bir politikacı. O dönemin politikacıları özellikle Aytekin Kotil gibi siyasetçiler "devletin hazinesine el uzatılmaz" felsefesine inanan, ülkenin bütünlüğünü savunan bir kuşak.
1973 yılından itibaren CHP’nin büyük şehirlerde yerel yönetimleri ele geçirmeleri ile birlikte ortanın solu politikasının bir sonucu olarak halkçı, toplumcu bir belediyecilik anlayışı hâkim olmuştur.  İstanbul’da Ahmet İsvan, Aytekin Kotil (1977-1980); Ankara’da Vedat Dalokay, Ali Dinçer;  İzmir’de İhsan Alyanak bu yeni belediyecilik anlayışının temsilcileri olmuşlardır.


Koltuğa değil halka hizmete talip olduğunu belirten ve gerçekleşmesi imkânsız vaatlerde bulunmayı halka saygısızlık olarak niteleyen bir politikacıydı Kotil. % 60’ın üzerinde oy alan Kotil’in aldığı oyların bu ölçüde yüksek olmasının ana nedeni, 1973’den beri devam ede gelen bir yükseliştir. CHP; 1973 genel seçimleri,  1973 yerel seçimleri, 1975 ara seçimleri, 1977 genel seçimleri ve 1977 yerel seçimlerinde oylarını sürekli olarak arttırdı. 1973’ten 1977 sonuna gelindiğinde CHP’nin oyları İstanbul’dan % 40’lardan % 60’lara çıkmıştı. Örneğin 1973 genel seçimlerinde İstanbul’da % 48,5 oy alınmıştı. Bu oran 1977 genel seçimlerinde % 58,2’ye çıkmıştı.

Kotil birçok önemli projenin de mimarıydı. Kalamış başta olmak üzere sahillerin düzenlenmesi ve Haliç’in temizlenmesi projesinin Kotil’e ait olduğunu söylemek gerekir. Proje 70’li yılların başlarına dayanmaktadır. Projenin başlatılması için gerekli Dünya Bankası kredilerinin bağlantıları sosyal demokrat belediye başkanları tarafından kurulmuştur. 12 Eylül’den sonra Başbakan Ulusu başkanlığındaki Haliç Koordinasyon Kurulu’nun çalışmaları projenin gelişmesini ve yürümesini sağlamıştır. Bu projelerin kendi dönemlerinde, yani CHP döneminde gerçekleştirilememesini o yıllardaki belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik koşullara ve belediye-hükümet çelişkisine bağlamak gerekiyor. 1980 yılında belediyenin geliri 3,5 milyar, gideri 14 milyardı.

O dönemin merkez sağa yakın gazetecilerinden bazılarının Kotil'in ölümünün ardından yazdıkları dikkat çekicidir. Mehmet Barlas, Kotil’in ölümü üzerine 1992 yılında yazdığı bir yazıda, askerlerin Kotil ile ilgili düşüncelerine değinmektedir: “12 Eylül ile tüm seçilmişlerin görevlerine son verilirken, sade kamuoyu değil, askerler de, en büyük haksızlığın,  İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil’e yapıldığını düşünmüşlerdi. Çünkü o, görevinin hakkını veren, laftan çok iş üreten ve partizanlık yapmak yerine, toplumun tüm kesimleri ile diyalog kurmayı seçen bir kişiliğin sahibi olmayı seçmişti...”    

Tercüman gazetesinden Nazlı Ilıcak, Kotil’in ölümü üzerine yazdığı makalede, Kotil ile ilgili bazı görüşlere yer verdikten sonra, askerlerin Kotil ile ilgili görüşlerinden söz etmektedir: “Aytekin Kotil, insanın ‘dostum’ derken övünebileceği bir isimdi. Onu, İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde tanımıştım. CHP ile AP’nin arasının son derece gergin olduğu devirlerdi. Birinin ak dediğine, diğerinin kara demesi artık siyaset gereği haline gelmişti. Biz de bu icaba uyuyor, basın mensuplarının büyük bölümü gibi kamplaşma içinde yerimizi alıyorduk.” 

Böylesine ilkeli, diğer partililer tarafından ve toplumun her kesimince saygıyla karşılanan dürüst politikacıları arar olduk günümüzde…

Giriş biraz uzun oldu ama anlatmak istediklerime temel olması adına mühim bunlar. Aylin Kotil ile Şişli'de bir cafe'de buluştuğumuzda bana "Ben seçim barajının kaldırılmasını ya da düşürülmesini istiyorum. Buna dikkat çekmek için de Ankara'ya kadar yürüyeceğim." dediğinde çok şaşırdım. Zira çok kolay olmayan bir şeyden bahsediyordu üstelik bunu da yazın ortasında yapacaktı. Olası birkaç ihtimalden bahsettim ama o dediğini yapmakta kararlıydı. "Bana da düşen seni desteklemek." dedim. Seçim barajı siyasetin en büyük problemi, milli iradenin tamamının meclise yansımasının önündeki en büyük engel. Adeta milli irade hırsızlığına bir araç...


Dediğini yaptı ve kilometrelerce yolu bu soruna dikkat çekmek adına katetti. Yürek isteyen bir işti bu. Kendisine sevgili Evrim Kuran ve değerli eşi Fatih Kuran  ile Adapazarı'nda birgün biz de eşlik ettik. Ramazan ayındaydık ve oldukça zor idi o güneşin altında yol almak. İftar için bizi misafir eden bir ailenin sofrasındayken ne kadar değerli bir iş yaptığını ve insanlar tarafından takdir edildiğini de gözlemleme fırsatı buldum. 


Ailesinden öğrendikleri, kişiliğinde kendisini bulan değerler ve siyasi öğretisinin gereğini yapmaktan mutluluk duyan bir kadın ve siyaset insanı Aylin Hanım. Birçok farklı meseleye verdiği tepkilerle bunu gördüm, deneyimledim. Samimiyetine dair hiçbir zaman kuşkuya düşürmeyen bir tarzı var. 

Hassasiyetini yerelde de sürdürüyordu ve buna dair fikirlerini zaman zaman paylaşıyordu. Bunun için de aksiyon alınması gerektiğini, kenarda sadece konuşarak yol alınamayacağını iyi biliyordu. CHP'den Beyoğlu Belediye Başkan aday adayı oldu. 3 ay boyunca 6 bin haneye girdi, fikirlerini anlattı. Nitekim anketlerde de açık ara önde çıkınca CHP'de onu aday yaptı. 

Açıkçası bu yürekli insanı desteklemek benim için kaçınılmazdı. Erdoğan'ın yaşadığı bir yer olan Beyoğlu'nda kolaya kaçmadan zoru seçen Kotil'i desteklemek benim için de tereddütsüz olacaktı. 

Beyoğlu halkı beklediğimin üzerinde bir ilgiyle kendisini kucakladı. Dün seçim çalışmaları için bulunduğumuz Hacı Ahmet, İstiklal ve Yeni Şehir mahallelerinde gösterilen ilgi, insanlarla kurduğu iletişimin sıcaklığı ve samimiyeti gerçekten de anketlerden çıkan sonuçların ispatı idi. Aylin Hanım o kadar dinamik ve hızlı ki ekibi ona yetişmek için ekstra efor sarfediyor. 


Beyoğlu'nda onu karşılayan, kucaklayan kalabalıklar Aylin Kotil'in mevcut yönetimin bozuk, ötekileştirici, ayrımcı hizmet anlayışını değiştireceği vaadine inanmış olduğunu gösteriyor. 

Aylin Kotil diyor ki; "Bizim yöneteceğimiz Beyoğlu'nda emeğin yarattığı değer, o emeği verende kalacak. Beyoğlu'nda yaşayan ve esnaflık yapan işte bu emektarlardır. Beyoğlu, Beyoğlu'nda yaşayanların olacak, kimsenin servet yapması için araç olmayacaktır. Beyoğlu ruhuna uygun olarak mahalleleri yenilenecek. Kentsel dönüşüm değil kentsel yenileme yapacağız. Beyoğlu'nda kuracağımız yeni düzen halkla birlikte Beyoğlu'nun gerçeklerine uygun olarak ve onların ihtiyaçlarını karşılama anlayışında olacaktır. Bizim kuracağımız düzen Beyoğlu halkının gönlündeki düzendir."

Bu cümleleri kuran, korkusuzca seçim barajına karşı yürüyen, Beyoğlu gibi tarihi bir ilçeyi ruhuna uygun olarak yönetmeye talip olan, mevcut belediye başkanı ile değil doğrudan Başbakan Erdoğan ile yarışan, çocuklar başta olmak üzere halkın gönlünde yer alan Aylin Kotil... Aytekin Kotil'in siyasi duruşunu, mirasını layıkıyla üzerinde taşıyabilen bir siyasetçi. Onlar ona Aylin Başkan diyor ben de "Yürekli Sarışın". 

Beyoğlu'nda yaşayanlardan, yaşayanları tanıyanlardan ricam desteklerini Aylin Kotil'den esirgemesinler; görecekler ki buna çok değecek. 

Aylin Kotil'in Sosyal Medya adresleri:
Web Sitesi: www.aylinkotil.org





Twitter

Google+ Followers

Blog Takipçilerim

Videolarım