Zekai KIRAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zekai KIRAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2015 Çarşamba

Seçim Kampanyanız İçin Stratejik Fikirler

Milletvekili seçimleri yaklaşıyor ve aday adayları ortaya çıkmaya başladı. Önce parti yönetimleri ardından halkın karşısına çıkacak adaylar ile farklı kampanyalara tanık olacağız. Benim de bu eksende siyasetçilere ve gelecekte bu yolda devam edeceklere tavsiyelerim olacak.


Birçok seçimde olduğu gibi eminim bu seçimde de olumsuz kampanyalara, bölücü söylemlere, ayrıştırmalara ve çaktırmadan yanıltıcı, algıları yönetmeye yönelik beyanlara tanık olacağız. 'Siyasi entrika' diyebileceğimiz birçok duruma tanık oldum çeşitli kampanyalar vesilesi ile. Geçmiş siyasi kampanyalardan birçok dersler çıkardım elbette. Siyasetçilerin de çıkarması gerektiğini düşünüyorum.

Hızlıca giriş yapmak gerekirse;

En çok bilinen yanlışı yapmaktan vazgeçin, güç gösterisi yapmayın! Şunu unutmayın; insanları yanlış yönlendirmek ve onları kullanmak uzun vadede sizi sıkıntıya sokacaktır. Güvenilir ilişkiler kurmak, becerileriniz geliştirmek ve insanlara değer göstermek için zamanınızı harcarsanız haklı bir başarı sizinle olacaktır. Bunun için yerli ve yabancı siyasetçileri örnek alabilirsiniz. Belli hedefler koyun, seçmenlerinizle temas kurun, onları etkileyin ve emelinize ulaşmak için harekete geçin. Kısaca bir kampanya planı oluşturun.

Amacınız belli; seçimleri kazanmak. Bu hedefe kitlenmelisiniz. Seçimlere tahmini katılımı hesaplayın, kazanmak için ne kadar oy gerekeceğini çıkarın, bu oyları toplamak için yapılacak aktiviteleri en ince detayına kadar belirleyin: Seçim bölgenizde ne kadar gönüllüye ihtiyacınız var, ne kadar kaynağa ihtiyacınız var, kaç kapı çalınmalı gibi... Meziyetlerinizin oy verenler tarafından çok iyi bilindiğini düşünerek bunları yapmamayı da tercih edebilir ve böylesi ince hesaplar yapma gereği de duymayabilirsiniz. Dolayısı ile de stratejik bir kampanya ihtiyacı hissetmezsiniz ama ne yazık ki işler böyle yürümüyor. Başarı ancak neyi başarmak istediğini belirleyip, hedefe ulaşmak için bir yol haritası belirlemekle yakalanır.

Kampanya planınızda ilk adımınız hedefinizi belirlemek olsun. Hedefleriniz (politikanın doğası gereği) güncellenebilir olmalı. Seçim kampanyanız bölgenizin esaslarına, partinizin politikalarına, finansal gücünüze uygun bir biçimde şekillenmelidir. Seçim gününe kadar aylık takvim hazırlamanızda fayda var. Sonrasında sondan başa doğru takvimi çalışmanızda fayda var. Kampanyanız için belirlediğiniz iletişim modeli kampanyanızın kalbidir. Elbette bu noktada partinizin kampanya kurgusu dahilinde kişisel konumlandırmanızı yapmanız gerektiğini kastediyorum.

Seçimler ve adaylar denildiğinde akla gelen bir diğer nokta elbette münazara hazırlıkları ve vatandaşa hitap çalışmaları. Bu konularda yeterli olmadığınızı düşünüyor veya çok kabiliyetli olduğunuz fikrine sahip olabilirsiniz. Her ikisi için de önerim kesinlikle profesyonel destek alın. Doğru bildiğiniz çok yanlış var.

Seçim bölgenizde atacağınız adımları nasıl belirleyeceksiniz?

Kampanyanız için bir güç haritası oluşturun. Oranın önde gelenlerini öncelikle belirleyin. Bu fikir insanları olabilir, dernek başkanları olabilir, gençlik liderleri olabilir. Kimler olduğunun ayrıntılı listesini çıkarın. Geçen seçimlerde kimleri destekledi, ne iş yapıyor, hassasiyetleri neler vb. sorular hazırlayın ve her birisi için özgeçmiş planı hazırlayın. Söz konusu insanları etkileyen insanları tespit edin. Sonrasında her birisi için sizinle olan ilişkilerine göre renk verin. Yeşil, sarı, kırmızı... İkna etmeniz gereken kişileri ve onları dolaylı olarak ikna edebilecekleri bu çerçevede çözümleme yoluna gidin mutlaka. Faydasını göreceksiniz mutlaka. Onlara neler verebileceğinizi belirleyin; maddi yardım, oluşumlarına ayni yardım vb. Vaktinizi boşa harcayan ya da önemsiz vaatlerden kaçının.

Seçim bölgenizde daha önce hedefi yakalamış olanların çalışmalarını gözden geçirin; onların nasıl kazandıkları sorusunun cevabı size kampanyanızda iyi fikirler verecektir. Kendi başınıza yapabileceklerinizi ve ekibinizin yapabileceklerini iyi belirleyin. Bu konuda kimlerin neler yapacağı en ince ayrıntısına kadar belli olmalıdır. Kendiniz için kampanya planınızda beceri-gelişim planı da hazırlamayı unutmayın. Az önce bahsettiğim halka hitap çalışmaları gibi...

Siyasetin basit bir kuralıdır; oy verenler isminizi anımsamadan önce isminizi en az yedi defa duymalıdır. (Gazete-radyo-televizyon-internet reklamları, açık hava iletişimi, çeşitli kampanya materyalleri vb.) Kampanyanızı etkili bir biçimde yürütmek istiyorsanız insanlara kendinizi çok iyi anlatmalısınız. Sabah namazı ile başlayan maratonun gece yarılarında kampanya ekibinizle yapacağınız hedef toplantıları ile son bulacağını bilmelisiniz. Unutmayın, rakipleriniz çalışıyor. Ve sizin onlardan daha az çalışmak ve daha çok oy toplamak gibi bir durumunuz söz konusu olmayacak.

Kampanyanızın en önemli ayaklarından birini ev toplantıları (ABD'deki deyişle "ev partileri") oluşturmalıdır. Bir destekçiniz kendi çevresinden 10-20 kişiyi bir evde toplamalı ve kampanya ekibinizden birinin ağzından veya sizin ağzınızdan niyetlerinizi duymalarını sağlamalı. Siz her an her yerde olamayacaksınız. Sizin olamadığınız yerlerde ekibinizden kimselerin mutlaka bunu yapması gerekiyor.

Özellikle büyük kentlerde kampanya yapan adaylara tavsiyem gençlere "parti" gibi parti vermeleridir. Orada gençleri eğlendirin, bunu yapmaktan tereddüt duymayın. Orada yapacağınız konuşmada 5 dakikayı geçmesin, aralarına katılın ve tanışın. Daha da önemlisi sizi daha iyi tanımalarına fırsat verin. Oy kazanmada sosyal ağların ve akran baskısının etkisini kullanın bu sayede.

Sosyal medyayı kullanın ama lütfen basın bülteni paylaşır gibi paylaşımlarda bulunmayın. Sokaklarda ne iseniz ve seçmenleriniz ne ise sosyal medyada da durum o. Sosyal medyanın bir iletişim aracı olduğu bilinciyle hareket edin. Doğallıktan uzak yöntemler izlemeye kalkmayın. Mesela takipçi satın almak gibi bir şey asla yapmayın! İnsanlar aptal değiller, özellikle sosyal medyayı çok iyi kullanan gençler veya rakipleriniz tarafından bu durumlar kullanılabilir ve seçim kampanyanıza "sahtekar" bir etiket vurulmasına sebep olabilirsiniz.

Kampanya ekibiniz olması gerektiğinden bahsettim ama bunun içinde kimler olmalı sıra ona geldi. Ben aslında buna Kampanya Kabinesi diyorum ve aslında bu insanlar sizin bakanlarınız. Elbette bu insanlarda kendilerine bağlı organizasyon oluşturmak ve yönetmekle mükellefler.

Kampanya Koordinatörü
Basınla İlişkiler Sorumlusu
STK ve Halkla İlişkiler Sorumlusu
Parti İçi İletişim Sorumlusu
Projeler Sorumlusu
Dijital İletişim Sorumlusu
Tasarım, Yazılım ve Website Sorumlusu
Kameraman ve Fotoğrafçı
Mahalle Sorumluları
Gençlik ve Kadın Kolları Başkanları

Bütün bu çalışmalar, ekipler ve daha fazlası için profesyonel destek almanız gerektiğini unutmayın. Siyaset uzun soluklu ve ilkeli bir çalışma gerektirir.


9 Mayıs 2014 Cuma

GREAT Yaratıcılık Festivali: Tasarım, Moda, Tekstil, Mimarlık, Lüks, Teknoloji, İnovasyon, Eğitim, Sağlık

 GREAT Festival of Creativity
GREAT Festival of Creativity, 20-22 Mayıs 2014, İstanbul

Birleşik Krallık hükümetinin tanıtım hamlesi GREAT kampanyasından; Başkonsolos Leigh Turner'ın yemek davetinde bizimle paylaştıklarını, gözlemlerimi GREAT in Turkey, Dijital Diplomasi ve İlk Dijital Diplomat yazımda daha önce sizinle paylaşmıştım.

Bugün Başkonsolos Turner'ın davetlisi olarak öğlen yemeğinde bir araya geldik. Dünyada ilk kez 20-22 Mayıs tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek, GREAT kampanyası çerçevesinde tasarlanan "GREAT Yaratıcılık Festivali" hakkında bizimle bilgiler paylaştı. Başkonsolos kesinlikle şahane bir insan, belirtmeden geçemeyeceğim. Bir önceki yemeğimizde kendisinin Türkçesi henüz başlangıç düzeyindeydi, bugün Türkçe olarak Türkiye seyahat deneyimlerini, roman çalışmalarını dinledik. İngiltere ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilere dair sohbet ettik. Son derece sıcakkanlı bir insan kendisi, mutlaka tanımalısınız.




#GREATFestival yaratıcılığın ön planda olduğu moda, tekstil, tasarım, mimarlık, lüks, teknoloji ve inovasyon, yiyecek ve içecek, eğitim ve sağlık gibi sektörlerde Birleşik Krallık'ın en girişimci, en ilham verici, en etkileyici projelerini ve alanlarında dünyaca ünlü isimlerini İstanbul The Seed'de bir araya getirecek.

Festival süresince panel ve oturumlarda dünyaca ünlü konukları izleme fırsatı sunuluyor. Bunun yanında festival bünyesinde gerçekleştirilecek sergi ile de farklı sektörlerdeki yaratıcı ve ilham verici çalışmaları görme ve deneyimleme olanağı da sunulacak. Böylesi kapsamlı bir festivalin ilk Türkiye'de düzenleniyor olması da Birleşik Krallık'ın Türkiye'ye olan ilgisini göstermesi adına önemli elbette. İstanbul'un ardından 2014 yılında Hong-Kong ve 2015 yılında Şangay'da gerçekleştirilecek.




GREAT Yaratıcılık Festivali'ne konuk olacak isimler arasında ünlü İngiliz modacı Mary Katrantzou, Moda Tasarımcısı Suzanne Lee,Miller Harris Kurucusu Lyn Harris, Agent Provacateur Parfümleri Yaratıcısı Azzi Glasser, PwC Dijital Dönüşüm Grubu Başkanı Phil Stokes, BBC Küresel CEO'su Tim Davie, BBC Doğal Tarihler Bölümü Kreatif Direktörü Mike Gunton, Victoria ve Albert Müzesi Direktörü Tortie Horae, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, İngiltere Bilim Müzesi Dış İlişkiler Direktörü Roger Highfield,  Land Rover Tasarım Stüdyo Şefi Joanne Slater, Türkiye'den değerli bir arkadaşım mesleğinde en iyilerinden biri Leyla Arsan da var. Adını burada anamadığım çok sayıda konuşmacı daha var elbet.

Mary Katrantzou, SS14 (Dan Sims, Backstage, BFC)


Festival Programı kapsamında;
"Lüks Yaşam Ekonomisi"
"Geleceğin Kumaşları"
"Ticari Koku Alma: Parfumde Başarı"
"Dijital Çağ için İş Stratejileri"
"Online Lüks Mağazacılığın Sırları"
"BBC EARTH: Doğayı Düşünmek"
"Kişiye Özel Üretim"
"Tasarımın Merkezinde"
"Yaratıcı Düşünce Liderlik Raporu"
"Dijital Çağda Liderlik"
"Lüks Ayakkabı Ustalık Kursu"
"Sağlık Sektörünün Sağlığı: Ustalık Kursu"
"Küresel Tasarım Zirvesi: Kamu Alanında Tasarım" ( Benim en çok ilgimi çeken başlıklardan biridir.)
"Küresel Tasarım Zirvesi: Geleceğin Şehirleri" (En çok ilgimi çeken diğer başlık.)
"Küresel Tasarım Zirvesi: Dünyayı Sarsacak Beş Fikir"
"Yapay Pankreas"
"İngiltere'deki Kreatif Ekonominin Ortaya Çıkmasında Yüksek Öğrenimin Rolü"
"Londra: Erkek Giyimin Merkezi"
"Yemek Sanatı"

Detector room, Collider exhibition. Credit Nick Rochowski for Science Museum

Great Festival

Luxury Main Image

Morph Folding Wheel

Morph Folding Wheel

Priestmangoode World View Capsule Space

Luxury Handcraft
Bunlar yazabildiklerim. Festival hakkında en kapsamlı bilgiler burada.

Başkonsolos Leigh Turner aynı zamanda iyi de fotoğraf çekiyor. :) Onun kamerasından bir fotoğraf aşağıdaki de. Yanımda İngiltere Başkonsolosluğu Medya ve Dijital İletişim Uzmanı Özge Türkmenoğlu ve İngiltere Başkonsolosluğu Ekonomi ve Refah Bölümü Uzmanı Hande Yedidal.




Yemekler nasıldı derseniz; tek kelime nefisti! :)



Yine yemekte değerli arkadaşım, İngiltere Başkonsolosluğu Basın ve Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Aslı Tekinay ile de buluştuk. En kısa zamanda ofisimize ziyarete gelecek. :)

Yemeğin ardından hep birlikte çekildiğimiz fotoğraf:




Yemek sonrası Alphan Manas, Aslı Tekinay ve Ogilvy Türkiye Ajans Başkanı Emine Çubukçu ile de siyaset, sosyal gündem, yerel seçimler derken neşesi bol bir sohbet oldu. Şehirler ve ekonomilerine söz geldiğinde Alphan Bey'in Paris ekseninde söylediği  "Romantizmin katma değeri yoktur." sözünü günün sözü ilan ediyorum. ;)

Son olarak tavsiyem festivali ka-çır-ma-yın!




4 Temmuz 2013 Perşembe

GREAT in Turkey, Dijital Diplomasi ve İlk Dijital Diplomat



İngiltere İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner, İngiltere ve Türkiye arasındaki ticari ve yatırım ilişkilerini geliştirmek için başlatılan GREAT kampanyası özellikle olmak üzere; dijital diplomasi, sosyal medya konularında da paylaşımlarda bulunmak için sosyal medyanın etkili ve önde gelen isimleri için bir öğle yemeği daveti verdi.



GREAT nedir? Bu kampanya sadece Türkiye ile sınırlı değil. İngiltere tarafından ticari, ekonomik ve sosyal anlamda birçok ülke ile arasında bağ kurarak, kendini yeniden dünyaya anlatma gereği hissedilerek başlatılmış ve farklı ülkelerde de devam eden bir kampanya GREAT.

Girişimci iseniz, bir kurumda çalışan ya da yatırımımı nereye yapsam diye düşünenler için İngiltere, "GREAT" bir karşılama yapıyor. Resmi sayfasından bilgi almak için burayı ziyaret etmelisiniz. GREAT kampanyası hakkında yayımlanmış şu makaleyi okumanızı öneririm.

GREAT Facebook sayfalarından da ilginç fikirler edinebilirsiniz. Sosyal medyada #GREATinTurkey etiketi ile proje hakkındaki gelişmeleri takip edebilirsiniz. Hemen soracaksınız, "peki ya vize?". Akla ilk gelen vize problemine dair, "daha kolaylaştırıcı, hızlı" şekilde yardımcı olacaklarına dair bir sözleri var. Hangi alanda çalışıyorsanız, İngiltere'nin kapılarını açan kampanyasına bir göz atmanızı öneririm.

Sorularınız için projenin koordinatörü Dilara Yardımcı'ya ulaşabilirsiniz.

Yazımın bundan sonraki kısmında da Başkonsolos Sayın Leigh Turner ve yaklaşımı ekseninde dijital diplomasiye dair yorumlarımı paylaşacağım.

Bay Turner, etkileyici bir kişi. Bizzat kendisinin paylaşımlarda bulunduğu Twitter sayfasını mutlaka takip etmenizi öneririm. Gelen misafirlerini ayakta karşılayan, özel olarak herkesle ilgilenen sıcak bir iletişimi tercih eden, soğuk bir devlet adamı ile alakası olmayan, sosyal medyayı yeni nesil gibi kullanan bir insan. Bir de blogu var.

(Düşündüm de biz de blogu olan, blog yazan kaç siyaset insanı var? )

Bay Turner ile yemek esnasında paylaştığım bazı fikirlerden, dijital diplomasi yaklaşımına Turner örneğinden bahisle değinmek istiyorum. Bildiğiniz üzere Gezi Parkı süreci ile beraber sosyal medya ülkemizde kelimenin tek anlamıyla 'patlama' yaptı. Bilmeyen her vatandaşımız bu sayede sosyal medyayı evlerine konuk etti, merak etti içine daldı.

90'lı yılların sonu, 2000'li yılların başında internet kafelerde dönemin en popüler toplu iletişim alanı olan Yahoo gruplarda siyaset için kafa yoruyor, ülkemizi tabiri caizse kurtarıyorduk. Aslında bugün bahsedilen Y kuşağının internetteki siyasi mücadelesi o zamanlar başlamıştı. 12 Eylül sonrası hareketlenen gençlik birçok sivil toplum kuruluşu ile yavaş yavaş siyasete ısınıyordu. Bunlardan bazıları yoluna devam ederken bazıları da maalesef çeşitli nedenlerden yol alamadı. (Bu ayrı bir yazı konusu ve de çok dertliyim.)

Tarım-Sanayi-Bilişim olarak sıralayacağımız devrim dönemlerinden sonuncusunun ilk gençleri bizleriz. Yani Gezi Parkı ile siyasi tepkisini ortaya koyan gençlik de bu gençler. Bizi buna iten bir değişim dönemi söz konusu. İletişim çok daha kolay ve hızlı. Mektup yollamak yerine cebimizdeki internete bağlı bir cihaz ile mail atarak hızlıca iletişebiliyoruz artık. Bu dönemle birlikte sadece iletişim biçimimiz değişmedi, beraberinde yapısal değişimler de gelmeye başladı. İnternet üzerinden telefonlaşabiliyor, tv izleyebiliyor, gazete okuyabiliyor, radyo dinleyebiliyoruz. Hepsini içine alan küme oldu internet. Bu sayede bilgiye ulaşmak sorun olmaktan çıkarken, asıl derdimiz hız olmaya başladı.

İnternete bağlı olmayan bir dünyanın sıkıcılığına doğru adım adım ilerliyoruz. Evlerimizi, iş yerlerimizi saran bu ağ yavaş yavaş cadde, sokak, meydan, park, stadyum, toplum ulaşım araçlarını da etkisi altına alacak. Bu hizmeti sunamayan yerel yönetimler, devlet yöneticileri çağ dışı bulunacak. Bu artık çok uzak olmayan bir zamanda meydana gelecek üstelik. (Bunla ilgili çalışan bir girişimci olduğumu da bu vesile ile ilk defa duyurmuş olayım. Yakında detayları paylaşacağım.)

İnsanlar dijitalleşirken 'Dijital Vatandaş' kavramının da gündemimize girmesi kaçınılmaz oldu. Bilişim devrimi cihazsal dönüşüm evresinde henüz. Onun da sonuna doğru yaklaşıyoruz, o alanda yenilikler olmaya devam edecek. Ama artık bazı kavramlar değişmeye, bazı yaklaşımlar da yok olmaya başlayacak. Süratle yeni dünyaya geçiş sağlıyoruz. Bu yeni zaman diliminde ilkleri yapma cesaretiniz ve doğru yöntemleriniz sizi farklı bir noktaya taşıyacak. Bu yeni dönemi anlamakla da işe başlamanız gerekiyor.

Y-Z kuşakları olarak nitelendirilen kitle bu teknoloji ile doğdu, büyüyor. X'ler de bu dünyaya yavaş yavaş ısındı, seviyorlar bu dünyayı ve ciddi çaba sarfediyorlar yeni dünyalı olmak için. :)

Dijital Vatandaşlar ulusa seslenişlerle, köşe yazıları ile, grup toplantıları ile ilgilenmiyorlar. 140 karakterde verilen mesajı daha iyi anlıyor, 1-3 dakikalık videoları izliyor, esprili görselleri paylaşıyor ve eğlenerek, gayet de konformist bir yaklaşımla tepkilerini dile getiriyorlar. Sosyal medyaya girmek zorunda kalarak, müşteri şikayetleri ile başa çıkmaya çalışan markaların düştüğü zor durumları düşünürsek; oturduğu yerden milyon dolarlık şirketleri zora sokan bu insanları kutlamak lazım.

Bunun siyasete yansımaması mümkün değildi. Arap Uyanışı/Baharı diyebileceğimiz dönemle birlikte uygulamalı örnekleri görmeye başladık. Artık her ülkenin dijital bir imajı var. Bu imajın gücünü de sizin dijital vatandaşlarınız belirliyor. İşte GREAT kampanyası için bir araya geldiğimiz İngiltere Başkonsolosu Leigh Turner dijital vatandaşlarla iletişime geçerek, ülkesinin dijital dünyadaki itibarı için çalışıyor canla başla.


Ülkeler arası dijital diplomasiden bahsediyoruz bir nevi aslında. Bana göre ilk olduğu için de Bay Turner'ı "İlk Dijital Diplomat" olarak tanımlıyorum. Diplomatların dijital vatandaşların dilini öğrenmesi ve konuşmalarını buna uydurması gerekmektedir. Turner'ı böyle niçin nitelendirdiğimi de anlamınız için twitter sayfasını mutlaka incelemelisiniz.

Siyaset internet teknolojilerinin getirdiği yenilikler sayesinde harmanlanmaya ve ortaya çıkan yeni kavramlara uymaya çalışmalıdır. Dijital Vatandaşlık kavramını anlamaya başlayarak işe başlayabilirsiniz. Yüzyıllardır kullanılan demokrasi tanımı ve daha nice siyasi kavram bugünün ve bundan sonrasının taleplerini karşılamamaya, yetmemeye başladı.

Arap Uyanışı/Baharı, Gezi Parkı, Occupy Wall Street ve daha nicelerini anlayabilmek için önce bu yeni dili anlamanız gerekiyor. Bu yeni dili anlamadan, onunla konuşmayı bilmeden ticari girişimleriniz için de yol almanız zor olacaktır. İngiltere'yi bu anlamda da kutlamak lazım.

Dijital Vatandaşlık konusuna ve bu eksende dijital siyasete, dijital diplomasiye bol bol değineceğim bundan sonraki yazılarımda da.

Görüşmek üzere.



Twitter: @zekaikiran


10 Şubat 2009 Salı

TÜRKİYE DÜNYANIN NERESİNDE? (ŞUBAT 2009)

Yıllık Enflasyonu En Yüksek Ülkeler

1

Venezuella

30.9

2

Pakistan

23.3

3

Mısır

18.3

4

Rusya

13.3

5

Güney Afrika

11.8

6

Endonezya

11.1

7

Hindistan

10.4

8

TÜRKİYE

10.1

9

Suudi Arabistan

9.5

10

Kolombiya

7.7

Enflasyonda düşüş sürüyor
Kriz derinleşiyor, talepteki hızlı daralmayla birlikte enflasyondaki gerileme de sürüyor. Yılın büyük bölümünde de enflasyondaki düşüş konuşulmaya devam edecek.

İşsizlik Oranı En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Yüzde

1

Güney Afrika

    23.2

2

İspanya

    13.4

3

TÜRKİYE

    10.9

4

Belçika

    10.8

5

Kolombiya

    10.1

6

Polonya

     9.1

7

Mısır

     8.6

8

Fransa

     7.9

9

Arjantin

     7.8

10

Macaristan

     7.8

Kriz ücretli kesimi vuruyor
Küresel ölçekte istihdam sorunu giderek büyüyor. Hemen tüm dünyada işsizlik hızla yükseliyor. Bunu tersine çevirecek bir gelişme de şimdilik ufukta görünmüyor.

Cari Açığı En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Milyar $

1

ABD

-697.9

2

İspanya

-165.8

3

İtalya

  -72.2

4

Fransa

  -58.7

5

Avustralya

  -56.7

6

Yunanistan

  -53.3

7

İngiltere

  -45.6

8

TÜRKİYE

  -43.9

9

Hindistan

  -28.5

10

Brezilya

  -26.3

Kriz tesellisi: Cari açık düşüşte
Durgunluk cari açığı yüksek ülkelerin bu konuda biraz rahatlamasına yol açtı. Ancak durgunluğun getirdiği sorunlar cari açıkta sağladığı faydadan çok daha büyük.

Cari Fazlası En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Milyar $

1

Çin

  371.8

2

Almanya

  244.3

3

Japonya

  167.1

4

Rusya

    98.9

5

Norveç

    86.5

6

Hollanda

    67.6

7

Venezuella

    49.4

8

İsveç

    40.5

9

İsviçre

    40.3

10

Malezya

    38.3

Parası olan da artık rahat değil
Petrol ve emtia fiyatlarında yaşana düşüş ve ekonomik yavaşlama cari fazla veren ülkeleri olumsuz etkiliyor. Son dönemde bu ülkelerin verdiği fazla miktarı giderek azalıyor.

Dolar Tahvil Faizi En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Yüzde

1

Pakistan

  23.01

2

Endonezya

  20.10

3

TÜRKİYE

  17.70

4

Rusya

  10.13

5

Macaristan

    9.40

6

Meksika

    7.53

7

Güney Afrika

    7.98

8

Kolombiya

    7.19

9

Hindistan

    6.76

10

Brezilya

    6.16

Borçlanmanın maliyeti düşüyor
Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde tavan yapan faizler gerilemeye başladı. Kredi piyasalarındaki nispi düzelme, borçlanma maliyetini yavaş yavaş aşağı çekiyor.

Büyüme Hızı En Yüksek Ülkeler (2008/3.Çeyrek)

Sıra

Ülke

Yüzde

  1

Çin

    9.0

  2

Hindistan

    7.6

  3

Brezilya

    6.8

  4

Arjantin

   6.2

  5

Rusya

   6.2

  6

Endonezya

   6.1

  7

İsrail

   5.1

  8

Şili

   4.8

  9

Polonya

   4.8

31

TÜRKİYE

   0.5

 
Negatif büyüme verileri yolda
Küresel ekonomiler 2008'in üçüncü çeyreğinde azalarak da olsa büyümeyi başardı. Ancak yılın son çeyreğinde eksi büyüme rakamlarının geleceği kesin.

Sanayi Üretimi En Fazla Gerileyen Ülkeler

Sıra

Ülke

Yüzde

  1

Tayvan

  -28.4

  2

Çek Cumhuriyeti

  -17.4

  3

İspanya

  -17.2

  4

Japonya

  -16.2

  5

Güney Kore

  -14.1

  6

TÜRKİYE

  -13.9

  7

Macaristan

  -12.0

  8

İsveç

  -11.9

  9

İtalya

    -9.7

 10

Fransa

    -9.0

 
Herkes üretimi kenara itti
Talepteki sert düşüşle üretimde de frene basıldı. Birçok ülkede sanayi üretimindeki gerileme, uzun yılların ardından en düşük seviyelerine indi. Türkiye de bu konuda ilk 10 içinde.  

Dolar Karşısında En Çok Gerileyen Paralar (2009)

Sıra

Ülke

Yüzde

  1

Romanya Ronu

   -14.1

  2

Macar Forinti

   -12.2

  3

Rus Rublesi

   -12.2

  4

Polonya Zlotysi

     -9.9

  5

Çek Korunası

     -8.7

  6

G. Kore Wonu

     -8.0

  7

Türk Lirası

   -6.9

  8

Danimarka Kronu

   -5.7

  9

Belçika Frangı

   -5.7

10

G. Afrika Randı

   -5.7

Doların gücü hala yerinde
Gelişen ülke paraları dolar karşısında hala düşüyor. FED'in faiz indirimlerini tamamlaması, diğer ülkelerin ise hala bir indirim marjına sahip olması doları destekliyor.

Kaynak: CNBC -e BUSINESS/Şubat 2009

Twitter