İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2011 Salı

Türkiye Geleceğini Artık Avrupa'da Görmüyor

Türkiye neredeyse yüz yıldır çöküşte olan ama bugün gelişen bir ülke. Avrupa, onu küçümseyerek ve düşüncesiz bir şekilde, bazıları doğru bazıları yanlış bin bir bahane ile ona kapılarını kapattı. Bugün Türkiye, zamanında Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün ve 1. Dünya Savaşı'nın kaybeden güçleriyle ittifakının ardından günümüzün Türkiye'sinin atası Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlediği çizgide, yıllardır Avrupalı olmak için yalvardıktan sonra, tekrar "Osmanlı" olmak istiyor. Avrupalı olmak istiyorlardı ve biz onlara izin vermedik. Biz, önlerine Avrupa olarak özellikle de -Fransa ve Almanya- mümkün olan bütün engelleri koyduk. Sonuç aşikardır: Türkiye, geleceğini artık Avrupa'da görmüyor. Bunu, tarihteki yerini yeniden elde etmekte görüyor. Hegemonyasını Arap ve Müslüman dünyasına yayarak ve diğer ülkeler için "ayna" olarak...
Coğrafya değişmez, hep vardır. Şu iki görüşe bakılmaksızın milletlerin dış politikalarını yorumlamak imkansızdır: Coğrafya, komşuluğu ve stratejik çıkarları tayin ederken tarih ise müttefikleri, hasımları ve ihtirasları işaret eder. Örnekler çoktur. Rusya, her zaman Baltık kıyılarını genişletmek ve aynı zamanda Karadeniz'i kontrol etmek, Kafkasya'yı ve Hazar'ı yönetimi altında bulundurmak, Orta Asya'yı denetimi altına alarak sonrasında Sibirya'yı Japon Denizi'ne kadar topraklarına dahil etmek ve her zaman Orta ve Doğu Avrupa'yı hegemonyasında tutmak arzusunda oldu.
Çar Büyük Petro ve Çariçe Katerina, bu imparatorluk hayalinin açık bir şekilde temsilcileri oldular. Fakat bu paradoksal hırs, Bolşevik devriminden sonra Sovyetler Birliği'nin (yirmi sene önce on beş ülkeye ayrıldı) kurulması ve uydu ülkeler diye adlandırılan devletlerin politik bağlılığı ile -Brejnev'in ünlü deyişiyle "sınırlı egemenlik" - Varşova Paktı adı altında son buldu.
Belirgin örneklerle devam edecek olursak "izole ada" Japonya, komşuları olan Rusya ve Kore'ye karşı yaşam alanı aradı. Sonrasında Pasifik'e doğru açıldı ve sonrasında da geçen yüzyılın ortalarında Birleşik Devletler ile çarpıştı ve bu her ikisine de çok pahalıya mal oldu. Özellikle Japonlar, Hiroşima ve Nagazaki trajedileri ile bunu çok pahalıya ödediler. Birleşme sonrasında hepimizin bildiği korkunç sonuçlarıyla "yaşam alanı" arayan Almanya gibi.
Diğer bir örnek de Büyük Britanya için bir tehdit olabilecek (İspanya, Fransa veya Almanya gibi) ve deniz üstünlüğü ile deniz yollarının kontrolünü problem haline getirebilecek bir Avrupa devletinin güçlenmesi ihtimalini zayıflatma amaçlı İngiliz siyasetidir. Sömürge siyasetine bakarsak önemli olanın, Cebelitarık'tan Mayorka'ya, Malta'ya veya Kıbrıs'a kadar olan bu kontrolü garanti altına almak olduğunu görürüz. Tarihte birçok örnek var. Güneydoğu Asya'daki Endonezya'dan, Güney Amerika'daki Brezilya'dan veya Afrika'daki Güney Afrika Devletinden bahsedebiliriz.
Ancak bugün sizlere tarihin tekerrür ettiği başka bir olaydan bahsetmek isterim. Türkiye'yi kastediyorum. Neredeyse yüzyıldır çöküşte olan ama bugün gelişen bir ülke. Avrupa, onu küçümseyerek ve düşüncesiz bir şekilde, bazıları doğru bazıları yanlış bin bir bahane ile ona kapılarını kapattı. Buna hemen geri döneceğim. Fakat şimdi tarihi hatırlatmakta fayda var. Çünkü tarihi olarak Müslüman dünyasının birleştirici bir unsuru olan Osmanlı İmparatorluğu, hiç şüphesiz yüzyıllar boyunca Anadolu'dan çıkan mükemmel bir siyasi varlık oldu: Babıali'den yönetilen imparatorluk.
Muhtemelen de biz Avrupalılar, 1453'te Bizans'ın çökmesinden 18. yüzyıla kadar Osmanlıların, Küçük Asya'ya, Kuzey Afrika'ya, Orta Doğu'dan Cezayir, Mezopotamya, Kızıl Deniz, Arap Yarımadası (Mekke dahil), Karadeniz ve Avrupa'nın büyük bir bölümüne (Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Ermenistan ve Macaristan ile elbette ki Balkanlar) kadar hakim olduklarını unuttuk. Osmanlı yayılması, 16. yüzyılda Muhteşem Süleyman döneminde, Viyana ve Venedik kapılarına kadar vardı. O zamana kadar durdurulamayan Türk yayılmacılığının önünü kesmekten başka bir sonuç getirmese de İspanya, Papalık ve Venedik ittifakından oluşan filo, 1571'de, Korinthos Körfezi'ndeki Lepanto'da Türkleri yendi. Yayılmacılık sadece askeri açıdan değil hiç şüphesiz dini açıdan da oldu. Aynı zamanda ekonomik, siyasi, ideolojik ve kültüreldi. Bir hegemonya idaresinin açık tezahürü. Ek bir bulgu daha: Boyunduruğu altındaki Arap dünyasıyla birlikte Şiilik karşısında Sünniliği savunarak Pers (bugünkü İran) tehdidine karşı koymak... Habsburgların Avusturya - Macaristan İmparatorluğu'na, Çarlık Rusya'sına, Perslere (İran) ve net olarak da Katolik Avrupa'ya karşı koyarak... Arapların bakış açısıyla, Osmanlılara karşı verilen savaştan başka bir şey olmayan Haçlılara karşı durarak.
Tarih tekerrür ediyor. Çünkü bugün Türkiye, zamanında Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün ve Birinci Dünya Savaşı'nın kaybeden güçleriyle ittifakının ardından günümüzün Türkiye'sinin atası Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlediği çizgide, yıllardır Avrupalı olmak için yalvardıktan sonra, tekrar "Osmanlı" olmak istiyor. Avrupa'lı olmak istiyorlardı ve biz izin onlara vermedik. Sivil otoritenin askeri otorite üzerindeki üstünlüğü veya devletin dini karakteri gibi bizim için çok belirgin konuları halletmeleri gerektiği doğrudur. Bu istekleri konusunda asla bize açık şeyler söylemediler.
Ancak biz, önlerine Avrupa olarak özellikle de -Fransa ve Almanya- mümkün olan bütün engelleri koyduk. Sonuç aşikardır: Türkiye, geleceğini artık Avrupa'da görmüyor. Bunu, tarihteki yerini yeniden elde etmekte görüyor. Hegemonyasını Arap ve Müslüman dünyasına yayarak ve diğer ülkeler için "ayna" olarak... İnşallah Tunus ve Mısır için öyle olur. Ancak önemli olan Türkiye'nin yüzde 9 büyümesi ve yeniden büyük bir güç olacağıdır.
Avrupalı olmasını istemediğimiz için -ki büyük hata- onu, Batı'nın yanına çekelim. Umarım henüz vaktimiz vardır.
JOSEP PIQUE - İSPANYA DIŞİŞLERİ ESKİ BAKANI
(İspanya'da yayınlanan La Vanguardia Gazetesi, 9 Temmuz 2011)

10 Şubat 2009 Salı

TÜRKİYE DÜNYANIN NERESİNDE? (ŞUBAT 2009)

Yıllık Enflasyonu En Yüksek Ülkeler

1

Venezuella

30.9

2

Pakistan

23.3

3

Mısır

18.3

4

Rusya

13.3

5

Güney Afrika

11.8

6

Endonezya

11.1

7

Hindistan

10.4

8

TÜRKİYE

10.1

9

Suudi Arabistan

9.5

10

Kolombiya

7.7

Enflasyonda düşüş sürüyor
Kriz derinleşiyor, talepteki hızlı daralmayla birlikte enflasyondaki gerileme de sürüyor. Yılın büyük bölümünde de enflasyondaki düşüş konuşulmaya devam edecek.

İşsizlik Oranı En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Yüzde

1

Güney Afrika

    23.2

2

İspanya

    13.4

3

TÜRKİYE

    10.9

4

Belçika

    10.8

5

Kolombiya

    10.1

6

Polonya

     9.1

7

Mısır

     8.6

8

Fransa

     7.9

9

Arjantin

     7.8

10

Macaristan

     7.8

Kriz ücretli kesimi vuruyor
Küresel ölçekte istihdam sorunu giderek büyüyor. Hemen tüm dünyada işsizlik hızla yükseliyor. Bunu tersine çevirecek bir gelişme de şimdilik ufukta görünmüyor.

Cari Açığı En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Milyar $

1

ABD

-697.9

2

İspanya

-165.8

3

İtalya

  -72.2

4

Fransa

  -58.7

5

Avustralya

  -56.7

6

Yunanistan

  -53.3

7

İngiltere

  -45.6

8

TÜRKİYE

  -43.9

9

Hindistan

  -28.5

10

Brezilya

  -26.3

Kriz tesellisi: Cari açık düşüşte
Durgunluk cari açığı yüksek ülkelerin bu konuda biraz rahatlamasına yol açtı. Ancak durgunluğun getirdiği sorunlar cari açıkta sağladığı faydadan çok daha büyük.

Cari Fazlası En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Milyar $

1

Çin

  371.8

2

Almanya

  244.3

3

Japonya

  167.1

4

Rusya

    98.9

5

Norveç

    86.5

6

Hollanda

    67.6

7

Venezuella

    49.4

8

İsveç

    40.5

9

İsviçre

    40.3

10

Malezya

    38.3

Parası olan da artık rahat değil
Petrol ve emtia fiyatlarında yaşana düşüş ve ekonomik yavaşlama cari fazla veren ülkeleri olumsuz etkiliyor. Son dönemde bu ülkelerin verdiği fazla miktarı giderek azalıyor.

Dolar Tahvil Faizi En Yüksek Ülkeler

Sıra

Ülke

Yüzde

1

Pakistan

  23.01

2

Endonezya

  20.10

3

TÜRKİYE

  17.70

4

Rusya

  10.13

5

Macaristan

    9.40

6

Meksika

    7.53

7

Güney Afrika

    7.98

8

Kolombiya

    7.19

9

Hindistan

    6.76

10

Brezilya

    6.16

Borçlanmanın maliyeti düşüyor
Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde tavan yapan faizler gerilemeye başladı. Kredi piyasalarındaki nispi düzelme, borçlanma maliyetini yavaş yavaş aşağı çekiyor.

Büyüme Hızı En Yüksek Ülkeler (2008/3.Çeyrek)

Sıra

Ülke

Yüzde

  1

Çin

    9.0

  2

Hindistan

    7.6

  3

Brezilya

    6.8

  4

Arjantin

   6.2

  5

Rusya

   6.2

  6

Endonezya

   6.1

  7

İsrail

   5.1

  8

Şili

   4.8

  9

Polonya

   4.8

31

TÜRKİYE

   0.5

 
Negatif büyüme verileri yolda
Küresel ekonomiler 2008'in üçüncü çeyreğinde azalarak da olsa büyümeyi başardı. Ancak yılın son çeyreğinde eksi büyüme rakamlarının geleceği kesin.

Sanayi Üretimi En Fazla Gerileyen Ülkeler

Sıra

Ülke

Yüzde

  1

Tayvan

  -28.4

  2

Çek Cumhuriyeti

  -17.4

  3

İspanya

  -17.2

  4

Japonya

  -16.2

  5

Güney Kore

  -14.1

  6

TÜRKİYE

  -13.9

  7

Macaristan

  -12.0

  8

İsveç

  -11.9

  9

İtalya

    -9.7

 10

Fransa

    -9.0

 
Herkes üretimi kenara itti
Talepteki sert düşüşle üretimde de frene basıldı. Birçok ülkede sanayi üretimindeki gerileme, uzun yılların ardından en düşük seviyelerine indi. Türkiye de bu konuda ilk 10 içinde.  

Dolar Karşısında En Çok Gerileyen Paralar (2009)

Sıra

Ülke

Yüzde

  1

Romanya Ronu

   -14.1

  2

Macar Forinti

   -12.2

  3

Rus Rublesi

   -12.2

  4

Polonya Zlotysi

     -9.9

  5

Çek Korunası

     -8.7

  6

G. Kore Wonu

     -8.0

  7

Türk Lirası

   -6.9

  8

Danimarka Kronu

   -5.7

  9

Belçika Frangı

   -5.7

10

G. Afrika Randı

   -5.7

Doların gücü hala yerinde
Gelişen ülke paraları dolar karşısında hala düşüyor. FED'in faiz indirimlerini tamamlaması, diğer ülkelerin ise hala bir indirim marjına sahip olması doları destekliyor.

Kaynak: CNBC -e BUSINESS/Şubat 2009

Twitter