Mehmet Öğütçü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Öğütçü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2009 Pazar

ENERJİ, SİYASET ve RUSYA İLE SATRANÇ

"Son 20 yılda küresel enerji tüketimi % 47 arttı. Önümüzdeki çeyrek yüzyılda meydana gelecek tüketim artışının neredeyse dörtte üçü yine bu dinamik eski 'Üçüncü Dünya' dan gelecek. Bu talep artışını karşılayacak alternatif yakıtlara umut bağlamanın sağlam temelleri de yok gibi. Üniversite ve şirket laboratuvarlarında gerçekleştirilen yaratıcı enerji çözümlerinin aslında karşı karşıya olduğumuz meydan okumaya çare olamayacağı anlaşılıyor.
Rüzgar, güneş ve hidro-elektrik dahil yenilenebilir enerji kaynaklarının bugün dünya enerjisindeki payı % 7,4. Nükleer enerji de ilave % 6 sağlıyor. Geriye kalan % 86 petrol, doğal gaz ve fosil yakıtlardan oluşuyor.
Mevcut eğilimler devam ederse 2030'da da fosil yakıtlar aynı yüzdeyi koruyacaklar. Yenilenebilir enerji kaynakları sadece % 8,1'e yükselecek. Yani gelecek bugünden daha parlak gözükmüyor. Şayet devrimci bir teknolojik buluş gerçekleştiremezsek, fiyat şoku yaşamazsak ya da geleneksel yaşam tarzımızı değiştirmezsek.
Zira yükselen talep, güçlü yeni enerji tüketicilerinin yükselmesi ve küresel enerji arzının yeterince genişleyememesi bildiğimiz enerji bolluğuna göre şekillenmiş dünya düzenini ciddi şekilde sarsıyor, yerine 'yükselen güçler/küçülen gezegen' tanımlanabilecek bir düzen geliyor. "
"Tarih boyunca enerji siyaset ile hep iç içeydi. Devletlerin coğrafi sınırları enerji rezervlerine göre cetvelle çizildi. Ülke işgalleri aç gözlü diktatörlerin enerji iştahının kabarmasından doğdu; onlara karşı 'kurtarma' operasyonları ise enerji kaynakları üzerindeki paylaşım mücadelesinin bir yansıması olarak gerçekleşti.
Enerji hiçbir zaman politikadan, jeopolitikten ayrı mütalaa edilemez. Bunlar çoğu zaman at başı gidiyor. Dünyanın yakın tarihi bu konuda bize onlarca örnek sunuyor. Bugün de dünya siyasetinin tam göbeğinde enerji."
"Türkiye'nin petrol ve doğal gazda Rusya'ya bağımlılığı giderek daha da artıyor. Üstelik Gazprom, Lukoil ve Rosneft gibi Rus şirketleri artık sadece tedarikçi olmakla da yetinmiyorlar. Aynı zamanda Türkiye'de karlılığı yüksek petrol ve doğal gaz dağıtım, pazarlama, elektrik üretimi ve rafineri gibi sahalara da el atıyorlar. Bir de yıllardır sürüncemede olan nükleer santrallerimizi emanet edersek kömür, rüzgar ve güneş enerjisi dışında ipleri Rusya'ya teslim etmiş olacağız.
Zaten ticarette Almanya'yı geride bırakıp en büyük ortağımız oldu. Turizmde de aynı şekilde Akdeniz sahillerimiz Rusya'nın Sovyetler Birliği'nin yıkılışı sonrasında kaybettiği Daca'ların yerini aldı. Savunma sanayi, inşaat sektörü en hızlı gelişen ortak alanlarımız.
Enerji ne yazık ki ilişkilerdeki dengeyi ağırlıklı şekilde Moskova istikametinde kaydırıyor. Bunu dengelemenin yollarını bulamazsak pek ustası sayılamayacağımız satranç masasında Rus hamleleri karşısında mat olmak işten bile değil."
"Ülkemizde artık Brüksel, Moskova ya da Washington'dan çizilmiş yol haritalarından ziyade, dünyadaki etkisi önümüzdeki dönemde daha da fazla hissedilecek yeni dönüşümü de hesaba katacak şekilde toplumsal boyutu ihmal edilmeyen yeni bir ekonomik, enerji ve siyasi bir gündemin rotasını gelecek kuşak için kendimiz çizmek zorundayız.
Zamanımız yaklaşıyor...
Küresel yeni enerji düzenin yönetim kurulu üyeleri arasında yer alabiliriz. Diğer uluslararası oyuncularla uyum içinde kendi oyun düzenimizi kurabiliriz. Söylemeye gerek var mı, bunu kendiliğinden hiçbir ülkeye vermezler."
diyor Sayın Mehmet Öğütçü. Kısa kısa alıntılar yaptım makalelerinden. Umarım ilişkiler yumağını az çok anlayabilmişsinizdir. Siyasetin yeni ekseninin ne olduğunu çok yalın bir dil ile Sayın Mehmet Öğütçü ifade etmiş.

15 Mart 2009 Pazar

Sn. Mehmet Ogutcu'den Mesaj Var/10 yil sonra Ortadogu'yu taniyamayacaksiniz...

Değerli arkadaşlarım, bundan sonra bu sayfadan benim için değerli insanların daha fazla kişi tarafından okunması gerektiğine inandığım yazılarını da sizlerle paylaşacağım. Bunlardan biri ve uzun zamandır takip ettiğim bir isim Sayın Öğütçü.
İyi okumalar...
Mehmet Öğütçü 5 Kasim 2008 (Yaklasik bes ay once yazmisim ama hala gecerli bir analiz gibi duruyor. MO) Upper Brook Street’te tarıhı bır bınanın ucuncu katında kahvaltı masasının etrafında yarım duzıne ınsan dızılmıs Avrupa Bırlıgı’nın ust duzey bır yetkılısınden Ortadogu’dakı Islamcı hareketlerin gelecegine ılıskın ılgınc kaygi verici degerlendırmeler dınlıyoruz. Chatham House kuralları uyarınca konustugu ıcın sozkonusu yetkilinin anlattıklarını yansıtabılıyorum ama ısmen kendısıne atıfta bulunamıyorum. Kımılerıne gore Hamas ve Musluman Kardesler’den fazlasıyla etkılenmıs, felaket tellallıgı yaptıgı soylenen bu yetkılının asagıdakı sozlerını bakalim sız nasıl degerlendıreceksınız: • Islam, 1920’lerde Osmanlı Imparatorlugu’nun yıkılması ve hılafetın kaldırılması ıle bırlıkte Bati’nin onunde dız cokmustu. Sımdı yenıden yukselıyor. Ozguvenı yuksek. Batı gerılerken Islam’ın zamanının yenıden geldıgı kanaatı yaygın bırcok Muslumanin kafasinda. • Islam dunyasındakı mevcut mucadele gecmıstekı gıbı ABD, Ingıltere, Fransa, Rusya ve Cın gıbı somurgecı guclere karsı degıl daha zıyade kendı ıcınde yasanacak. Ozelıkle de eskı yonetıcı elıt ıle daha saldırgan, daha iyi yetismis ve etkılı genc Islamcılar arasında, gelenekselcı Suudı Arabıstan, Kuveyt ve Mısır gıbı guclerle daha devrımcı, koktendıncı ulkeler arasında, Sııler ıle Muslumanlar arasında… Gergınlıklerın artmasını beklemelıyız. • Yenı bır cagın esıgındeyız. Artık hıcbırsey eskısı gıbı olmayacak. Degısımın zamanı geldı de gectı bıle. Onune gecemeyiz. Bu degısım Suudı Arabıstan’ı cıddı sekılde kaygılandırıyor; zira sadece bolgedekı statuko degıl Suudı Arabıstan’dakı ıc dınamıkler de bundan derınden etkılenecek. Kral’ın kendısı olmasa da Kralıyet ıcındekı bazı unsurlar Sunnı Salafıst mucahıtlerı desteklıyorlar bolge ıcınde ve dısında. Surıye, Lubnan ve Urdun hedefteki ulkeler. Sam’da patlayan bombalar, suıkastler tesadufı olamaz. • Obama ve ekıbı Ortadogu konusunda son derece temkınlı. Henuz polıtıkalar netlesmedı ama su uc konuyu takıp edeceklerı anlasılıyor Obama baskanliginin ilk aylarinda: o Turkıye’nın de katkı sagladıgı Surıye-Israıl dıyalogunu surdurmek; o Iran ıle bır cesıt dıyalog mekanızması kurmak. Lakın, 2003’dekı “Buyuk Pazarlık” benzerı bır yaklasımı bugun gormek zor. Iranlılar hala guvenmıyorlar Washıngton’a. Zamanında Afganıstan’da ABD’ye yardım edenlerın agzı yandı. Bu defa yogurdu ufleyerek yıyecekler. Tahran’in, Haziran 2009’daki cumhurbaskanligi seciminden once ABD’ye hemen olumlu sınyal vermesini beklemek iyimserlik olur. o Fılıstın meselesı en onemlı oncelık olmaya devam edecek. Obama’nın bu konuda detaylı goruslerı oldugunu sanmıyoruz. Hamas ve Hızbullah Amerıkan halkı arasında bazı dusunce kayması yasandıgını hıssedıyor ama bunun ABD polıtıkasına yakın zamanda yansımayacagının da farkındalar. Aramızda soru-yanıt seklınde gecen tartısmamizda sozkonusu AB yetkilisi su goruslerı de dıle getırdı: • Ortadogu’dakı muazzam ekonomık ve sosyal degısıklıklerın cıddı yansımaları olacagını kabul etmelıyız. Bu degısımın en ıyı nasıl yonetılecegı cok onemlı. Eski yonetici eliti destekleyerek bu degisimi ne onleyebiliriz ne de geciktirebiliriz. • Kahıre ya da Dubaı’dakı ısıltılı alısverıs merkezlerı, emlak ve borsadakı yukselısler gozunuzu boyamasın. Bunlar sadece kucuk bır zengın azınlıgı yansıtıyor bıze. Bırazcık bu alanlarin dısına cıktıgınızda dızboyu yoksulluk hala karsımızda duruyor. Genıs kıtlelerın gelrlerı azalıyor, yıyecek, yakıt ve emlak fıyatları tahammul edılmez boyutlarda artıyor. • Mısır’da, Musluman Kardesler’e gore, nufusun yuzde 43’u mutlak yoksulluk sınırının altında yasıyor. Bu oran Surıye’de nufusun yarısı. Lubnan bugun gıda gereksınımının yuzde 70’ını Avrupa’an ıthal edıyor. Mısır yuzde 40’ını. Musluman Kardesler hem zırvede hem de alt duzeylerde suratle radıkallesıyor. • Fılıstın Devlet Baskanı Abu Mazen’ın gorev suresı 9 Ocak 2009 tarıhınde sona erıyor. Anayasaya aykırı olarak uzatılması konusuluyor. ABD Dısıslerı Bakanı Condı Rıce da uzatma yonunde tercıh bıldırdı. Hamas, kendılerı lehıne bazı duzenlemeler yapılmadıkca buna yanasmayacagının ısaretlerını verıyor. • Hamas, sanıldıgının aksıne, El Fetıh’e kıyasla daha demokratık bır sıyası hareket. Kararları danısma temelınde alıyor. Tek lıderden zıyade kollektıf lıderlık var. Ortak paydada bir karar alındıktan sonra da herkes ona uyuyor. Hamas, Suudı Arabıstan’ın kendısını Arap Bırlıgı’nı de kullanarak koseye sıkıstırmaya calıstıgını dusunuyor. • Hem ıc dınamıklerı hem de ABD ve AB ıle yasadıgı hayal kırıklıgı Turkıye’yı tedrıcen yenıden Ortadogu ıle butunlesmeye dogru ıtıyor. Askerlerın bunu onleyecek bır guc oldugunu bılıyoruz ama Kurt ısyanı ıle ugrasırken Ortadogu’ya yonelımı gerı cevırmek kolay olmayabılır. Islamcı kokenlerı olan mevcut hukumet son derece pragmatık sekılde Ortadogu’ya dogru kayıyor. • Surıye ıle beklenmedık sekılde yenı bır sayfa acıldı. Hafız Esat’ın aksıne oglu Turkıye ıle stratejık ıttıfakı yonetımının temel dıregı yaptı. Surıye, Turkıye ve Iran’ın benzerı bolgesel menfaatlerı var. Bolgede Irak’ın parcalanarak bır Kurt devletı yaratılmasına ucu de karsı. Turkıye’nın artan olcude Ortadogu’ya yonelmesı (ve Moskova ıle yakın baglar gelıstırmesı) Batı ıcın muazzam yansımaları olacak bır gelısme. AB, Turkıye’nın bu yenı yonelimını onlemeye calısacaktır. Tam uyelik onermeden, bunda ne kadar basarili olabilir bilemiyorum. • ABD’nın “Buyuk Ortadogu Projesı”nı hatırlayanların sayısı gıderek azalıyor. Ayni sekilde AB de bolgede cıddıye alınan bır guc degıl. Turkiye hem Bruksel hem de Washington icin etkili, inandiriciligi yuksek bir kopru. Yenı dınamıkler bolgeyı kokten degıstırebılır. 10 yıl sonrasının Ortadogusu bugunkunden radıkal sekılde farklı olacak. Sımdıden hazırlanalım.

Twitter