Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2011 Pazar

Kemal Kılıçdaroğlu Seçimlerde Aday Olabilecek mi?

6 Kasım tarihinde başlayan İAÜ TAM olarak düzenlediğimiz Siyaset Akademisi 2 programımızda her hafta bir konuda farklı konuşmacıları konuk ediyoruz.
8. haftanın konusu ise "Halk, Hukuk ve Demokrasi" idi. Konuklarımız; CHP Kırklareli Milletvekili Turgut DİBEK, Has Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Çağrı ERHAN, AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah KIYIKLIK ve ARI Hareketi Başkanı Ural AKÜZÜM'dü.
Akademinin ikinci dersinde sunumunu yapan Prof. Dr. Çağrı ERHAN, AK Parti'nin son halk oylamasına ilişkin görüşlerini belirtirken kendisinin de şartlı evet verenlerden olduğunu belirterek eleştirilerini de dile getirdi. Tam da bu noktada bir soru sorarak, "AK Parti neden geçiçi maddeleri kaldırmadı?" diye bir soru sordu.
Çağrı Bey'in bu noktada bir iddiası vardı; Anayasa'nın geçici 16. maddesine göre CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU'nun ilk seçimlerde ve hatta önümüzdeki 4 yıl boyunca aday olamama ve oy kullanamama ihtimali var.
İlk duyduğumda beni de şaşırtan ve detaylarını dinledikçe anlamaya çalıştığım bir durum. Biliyorsunuz Kemal Bey son halk oylamasında oy kullanamamıştı. Ve bu durum ile ilişikle Anayasa'nın Geçici 16. maddesi birileri tarafından 367 tartışmalarına benzer bir tartışmaya yol açabilecek şekilde gündemi meşgul edebilirdi.
Peki o Anayasa'nın Geçici 16. maddesi ne diyor;
GEÇİCİ MADDE 16- Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde hukukî veya fiilî herhangi bir mazereti olmaksızın halkoylamasına katılmayanlar, Anayasanın halkoylamasını takip eden beş yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimleri ile mahallî seçimlere ve diğer halkoylamalarına katılamazlar, seçimlerde aday olamazlar.
Akademinin son dersinde hukukçu kimliği ile Arı Hareketi Başkanı Ural AKÜZÜM'e sorduğumda ise bu durumu maddenin yoruma açık olduğunu ve böylesi bir durumla ilgili kararı YSK'nın vereceğini, belirleyici rol oynayacağını dile getirdi.
Kimi hukukçulara göre bu madde "sadece 12 Eylül referandumunu" ilgilendirirken, kimisi de "hayır efendim, bütün halk oylamaları için geçerlidir" diyor.
Şöyle bir kritik durum daha var benim aklıma gelen; malum aday adayları ortaya çıkmaya başladı! Ve onları da doğal olarak ilgilendiren bir madde bu. Eğer ki son halk oylamasında oy kullanmadılarsa (ki madde mazeret bildirmediyse diye şart koşuyor) şikayet edilmeleri ya da YSK'ca incelenmeleri halinde adaylıkları mümkün olmayacaktır.
Ekleme: Bir diğer ilgilendiren de BDP! Malum halk oylamasını boykot etmişlerdi.
Benim anladığım bu madde çok can yakacak!

10 Eylül 2010 Cuma

12 EYLÜL'DE "HAYIR"DA HAYIR VARDI!

82 Anayasası yüzde 92 gibi büyük bir çoğunlukla kabul edilmişti. O zaman ki seçimlerde % 8'lik "RET" yanıtı verenlerin kimler olduğunu hala çok merak etmekteyim. 82 Anayasası dehşet veren bir zaruretin sonrasında ortaya çıkmıştı. Uzun yıllar süren terör ve anarşi ortamından millet bıkmıştı. O dönemde 16 bin genç hayatını kaybetti. Bu durum üzerine askerler yönetime el koydu ve sonrasında malum Anayasa metni uygulamaya sokuldu. Bu Anayasayı hazırlayanlarda kendi görüşlerine göre şekillendirdiler. Bunun yanında kendilerini garantiye almak için vesayet kurumlarını inşa ederek bunu sistem haline getirdiler.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok tarihi bir dönemecin eşiğinde Anayasa oylaması yapılıyor. Bu halk oylamasını tarihi kılan özellik ise vesayetçi yapılarla halkın iradesini rafa kaldıran, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ifadesini "Egemenlik kayıtlı şartlı milletindir" haline getiren bir yapı söz konusu. Bireyleri adeta yok sayan bir yapı kuruldu. Bu tür yapılanmalar bir çok ülkede vardı. Mesela İspanya'da vardı ama bu yapılanma devre dışı bırakıldı. Aynı şekilde Portekiz'de, Yunanistan'da devre dışı bırakıldı. Ama insanı geri planda bırakan darbe anayasası hala yürürlükte.
Kimi uzmanlara göre her askeri darbe Türkiye'yi en az on yıl geriye götürdü. 1980 darbesinin verdiği zarar ise, sadece ekonomik kayıp, insan hakları ve hukuk ihlalleri bakımından ülkeyi yirmi yıl geriye götürdü. Kazanan ise, üniformalı darbeciler, onlarla iş birliği yapan kimi "olağanüstü dönem, bulunmaz Hint kumaşı" siyasiler ve iş birliği halindeki sermaye kesimi. Asıl kazanan ise, stratejik menfaatleri ülkedeki siyasi iktidarın alaşağı edilmesini gerektiren bazı süper güçler oldu. 1980 darbesinden komşumuz Yunanistan'ın kazancı ise NATO'nun askeri kanadına geri dönebilmesi oldu.
Yıllardır Türkiye'de ters giden, Türkiye'nin gelişmesini engelleyen uygulamalar var. Ülkemizin sırtında taşımaya mahkum edildiği kamburlar var. Askeri vesayet gibi, yargının bir baskı unsur olarak kullanılması gibi, hukukun hak aramak için çalışması gerekirken hakların kısıtlanmasına yargının destek olması gibi haksızlıklar maalesef Türkiye'de uygulandı. 12 Eylül'de yapılacak referandum; insanların inancına, yaşantısına, kılık kıyafetine göre fişlenmesi meselesinin önüne geçilmesi açısından, Anayasa Mahkemesi'nin 11 kişinin inisiyatifiyle hareket eden bir kurum olmaktan çıkıp yönetimiyle gerçekten milletin, meclisin ve insanların da duygularını, inançlarını karşılayacak kararlar alması açısından, ayrımcılığın hiçbir şekilde yapılmaması açısından, kadınlar, engelliler, çocuklar için bir takım gelişmelerin yer alması açısından, sendika haklarının, seyahat hürriyetinin, grev hakkının konulmasıyla ilgili önemli şeylerin olması açısından daha da önemlisi Türkiye'de de artık Batı standartlarında bir demokrasi, din ve vicdan hürriyeti olması açısından çok önemli bir meseledir.
"Bazılarının diğerlerinden daha eşit olduğu" bir sitemi bize dayatan 12 Eylül Anayasası'nın içerdiği haksızlık, adaletsizlik ve zulmü kısmende olsa ortadan kaldıran Anayasa değişikliğini sarp yokuşun önündeki bir kayayı kaldırmak olarak görüyorum. Bu değişikliğin yeterli olmadığının herkes farkında. Siyasi partiler yasası, seçim kanunu, dokunulmazlıklar, YÖK gibi bir dünya açmazın daha olduğu bu garabetin artık kökten çözülmesi gerektiği aşikardır. Ama bu kadarlık bir değişikliğin bile ne tür engellerle karşılaştığını ve kimlerin ne şekilde bu değişikliklere engel olmaya çalıştığını görmek gerçekleri daha da iyi algılamamızı sağlıyor.
Üstad ne güzel söylemiş:"Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam." Devamlılığı sağlamak için medeni bir sistemi oluşturmak gerekiyor. Medeniyeti oluşturmak için de asgari düzeyde haklara ve özgürlüklere sahip olmak gerekir. Referanduma bir anlamda bu medeni sistemin inşa edilmesi yolundaki ilk adım olarak bakıyorum.
Devletteki puslu havayı dağıtmak, halkın denetleyebildiği bir yönetimi kurmak için yapılacak çok iş var ülkemizde. Bunlardan birisi Anayasa değişikliği olarak önümüze gelmiştir. Temel hakları yerine genişleten, halkına yeni alanlarda hizmet vaat eden, sorumluluk yüklenen şeffaf bir devlet için köklü bir Anayasa değişikliğine gitmek gerekiyor.
İşte ben köklü Anayasa değişikliğinin sağlanacağı ortamın bu referandumdan çıkacak yüksek "evet" oy oranı sonrasında gerçekleşeceğini düşünüyorum. 1982'deki Evet'in günahını, 12 Eylül'deki bir başka Evet silecektir. O zamanki "Hayır"da hayır vardı. 12 Eylül'deki "Hayır" ise şer kokuyor. 12 Eylül 1980'in karanlığını temizleme fırsatının ilk adımı yine bir başka 12 Eylül'de milletin önüne çıkıyor.
Ve şuna inanıyorum ki, doğru olan doğru zaman ve doğru yerde gerçekleşecektir. Ve dilerim ki bu referandumdan Allah, milletimiz ve devletimiz için en hayırlı olanı nasip etsin! Halkımızın partiler üstü düşünerek bir karar vermesi ve vicdanlarını rahatlatacak tercih hangisi ise ona göre oy kullanmaları yegane arzumdur. İnanıyorum ki milletinizin vicdanı tarih boyunca gerçekleri işaret etmiş ve sonunda çok badireler yaşansa bile en doğru olanın gerçekleşmesini engelleyememiştir.
Son olarak hatırlatma yapmak isterim: http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp sitesine girerek nerede oy kullanacağınızı görebilirsiniz. Haklarımızın olmamasından şikayet eden bizler en doğal hakkımız olan ve milli iradenin gerçekleştiği yegane yer olan sandıkta bu hakkımızı sonuna kadar kullanmalıyız. Kararımız her ne olursa olsun!

Twitter