18 Nisan 2011 Pazartesi

İsyanın Öncüsü Gençlik

Tarihte baskıyla, korkuyla ayakta kalmayı başaran hiçbir yönetim yoktur. Tarihin her döneminde er ya da geç insanlık onuru bütün zincirleri kırmış, bütün duvarları yıkmıştır... Halka gözünü, gönlünü veya kulağını kapatan yönetimler uzun ömürlü olamazlar. Devlet halk içindir, halkın iradesiyle, desteğiyle anlam kazanır. Bugün Mısır’da yaşananlar, Tunus’ta başlayıp, diğer Arap ülkelerine yayılan bir halk intifadasıdır. Mısır’da yaşananlar, Tunus intifadasının doğrudan bir sonucudur. Bu, Ortadoğu’daki tüm Arap rejimleri için tehlikeli bir tablodur.

Mısır’da da Tunus’ta olduğu gibi halkın fakir, sosyal yaşamın kötü, insan haklarının çiğnendiği, yönetimin diktatörün elinde olduğu, hapishanelerde işkencelerin uygulandığı Mübarek rejimine karşı halk ayaklanması oldu.

Ama bu ayaklanmayı önemli kılan çok daha önemli bir unsur var: Bu hareket, 6 Nisan Gençliği olarak isimlendiriliyor. Bu hareket, Tunus’taki halk intifadası üslubunu benimsedi. Ve bu intifadayı, Kahire sokaklarında gerçekleştirdiler.

İşte bu muhalif gençliğin, isyan öncüsü gençliğin istekleri belli. Öncelikle rejimin değişmesi, Hüsnü Mübarek’in gitmesi. Ulusal birlik hükümetinin kurularak, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleştirilmesi, anayasanın değiştirilmesi. Sosyal, ekonomik ve siyasi reformlar…

Gelin görün ki Mübarek, bu beklentilerin en basitine dahi karşılık vermedi. Mısır gençliği sadece hükümetin değil rejimin tamamen değişmesini istiyor, eğer değişmezse de gösterileri daha da artıracağını söylüyor. Tunus’ta başlayan ve Mısır’a uzanan bu büyük dalgayı durduracak adımlarda maalesef gelmemekte. Bu dalga Ürdün, Suriye gibi ülkelere de uzanabilir.

Muhalif gençlik, kapsamlı bir değişim istiyor. Mübarek’le alakalı olan her şeyi reddediyorlar. Mısır halkının iradesini yansıtacak özgür ve demokratik bir seçimin yapılmasını istiyorlar.

Mısır’da gençlik seküler eğilimli ve şu anki hareketler onların inisiyatifinde gelişti. Mısır’da şeriat ile yöneten bir Molla rejimi gerçekleşmez. Gençliğin derdi de sekülerlik ya da molla rejimi değil!

Onlar çok basit şeyler istiyor. Seçim mesela. Mısır’da özgür seçim istiyor. Mesela Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Mısır’da sevilmesinin birkaç nedeni var. İsrail’e kafa tutmasının yanı sıra, Arap dünyasında ve Ortadoğu’da izlediği dış politika, Arap dünyasını kapsayıcı olması Mısır’da büyük sempati yaratıyor. Ekonomiyi yönetimi de beğeniliyor, Türkiye’nin ekonomisini büyütüyor. Türkiye’de açlık yok. Dünyada ‘mutlak yoksulluk sınırı’ olarak kabul edilen kişi başına günde 1 dolardan azla yetinmek zorunda kalma hali, bir süre öncesine kadar Türkiye’de de görülen bir şeydi. Ama 2005’ten beri Türkiye’de mutlak yoksulluk sınırının altında kimse yaşamıyor. Günde 2 doların altında kazanan bireylere baktığımızda, 2002’de nüfusun yüzde 3.04’ü bu durumdayken bugün nüfusun yüzde 0.22’si seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz.

En önemlisi, günde 4 doların altında kazanan bireyler. 2002 yılında nüfusumuzun yüzde 30’u yani sahiden yoksulmuş ama bugün günde 4 doların altında kazananlar nüfusun yüzde 4.35’ine kadar gerilemiş.

Evet, Türkiye’de hâlâ yoksullar yaşıyor ama yoksul sayısı da azalıyor. Mısır’da ise açlık var. Ekonomide büyüme yok. Umut yok. Erdoğan ise umut veriyor halkına. O yüzden de Ortadoğu ve Arap ülkelerinde seviliyor.

Dengeler, ekonomi şu bu diyoruz ama gelin görün ki `zamanın ruhu` hepsini silip süpürüyor. İşte; Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad acil reformlardan bahsetti, Ürdün Kralı Abdullah hükümeti görevden aldı, Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas serbest seçimler için düğmeye bastı. Niye? Çünkü sokaklar saray kapılarına dayanıyor.

Çağı anlayamayan, gençliğin dilinden konuşamayan “samimiyetsizlik kokan” hareketlerin devri kapanmıştır. İnternet neslinin çağı başlamıştır. Bunu anlayamayan siyasetçilerin de zamanın ruhundan kaçmaları mümkün olmayacak…

http://twitter.com/ZekaiKIRAN

**12 Punto için kaleme aldığım bu yazım daha önce http://www.12punto.com 'da yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Twitter

Google+ Followers