31 Ağustos 2009 Pazartesi

Anket Sonucu: Memnun Olmadığınız Siyasi Gelişmeler Karşısında Tepkinizi Nasıl Gösterirsiniz?

Memnun Olmadığınız Siyasi Gelişmeler Karşısında Tepkinizi Nasıl Gösterirsiniz? diye sorduğum anketin sonuçlarını açıklıyorum;


                                           
                                             


29 Ağustos 2009 Cumartesi

Kotalı Hayatlar

Gecenin sessizliğinde,

biraz ortadan kayboldum ve sakince düşündüm...

Perakende hayatların toptan alıcısı olmak ne ifade edecek,

benim için?

Şimdi ezan okunuyor...

Durup, düşünüyorum bir kez daha...

Gerçekten istiyor muyum diye,

hep yaralı olan yüreklere merhem olmayı...

Her yürek acısına,

başkalarının verdiği katmerli  acılara,

ortak olmayı istiyor muyum diye...

Bazen deli olmak istiyorum.

Aklımca eseni yapmak,

sonra da iç sesimin haykırışlarına esir olmak istiyorum.

Belki de en güzeli kotalı bir hayata sahip olmak,

kotalı hayatlara ortak olmak...

Becerebilir miyim sence ha?

Bunu yapıp yapıp gece karanlığına atıp kendimi,

kaybolmayı başarabilir miyim?

Peki ya sonra...

Ya sonra açılacak olan o kara delikler...

O karanlık hayatlar ve

ardımda kalacak olan hüzün dolu hayat yaprakları...

Onlara ne olacak peki?

Kimi mutlu edecek bu hayat?

Evet ama buldum o aklımı karıştıran sorunun cevabını,

gecenin yalnız bıraktığı İstanbul sokaklarında...

Yalnız benim bileceğim cevabı...

İstanbul!

Bu gece benden karşılık beklemeden aldın koynuna,

sarmaladın tek gecelik bir ilişki değilmişcesine yalnızlığımı...

Sıcak havalarda,

donmak üzere olan yüreğime,

kotasız sevgilerin her daim var olacağını hatırlattın bana...

28 Ağustos 2009 Cuma

Aşk Hikayem Yok Benim

Olmuyor, olmuyor... Bir ileri iki geri işte... Bazen düşünüyorum ne yapabilirim diye ama aklıma gelen her çözüm bir daha bulaşmamak üzere... Hani diyoruz ya hep kalbinizden sevgiyi hiç eksik etmeyin diye, Anlıyorum ki sevgiyi değil ama bazen sevgiliyi eksik etmek gerekiyor. Aklım karışıyor, Karanlık olsa da kapkara geceye sığınsam... Samimiyetiyle sarar ya beni o, biliyorum evveliyatından... Yazın sıcağında keşke bir de gökler ağlasa ya benim için, Boşlukları doldursa bedenimde, düşen her damla... Aşkı sonsuzluğa uğurlamak, Denesem becerebilir miyim? Hep bir şeyler eksik olur mu? İçimde bir şey acıyor, "Biraz ümitlere" yer vermek istemiyorum oysa ki hayatımda... İnanmak istiyorum, Ama işte her seferinde biraz da törpüleniyorum.... Boşluk doldurmacayı oyun olarak bile sevemedim, Başkalarının sahibi olduğu hayatların boşluklarını nasıl doldurayım... Kendi içimde yaşamalıyım belki de hep o kara sevdaları, Hiç niyetlenmemeliyim başka hayatlarda yer edinmeye, hayatlarını paylaşmaya... Belki de en güzeli Teoman'a kulak vermek olsa gerek; FriendFeed Yorumları;

23 Ağustos 2009 Pazar

Tavşanlar ve Gerçekler

Sibirya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarından birinde bir ava yaşıyordu. Tek başına "taygada" yaşıyor, avlanıyor, kürk biriktiriyordu. Bu avcı iki tavşanı kafasına takmıştı. Tavşanlardan biri havalar ısındığı anda ortaya çıkıyor, gri postunun akında iyice tombul görünüyordu. Avcı gri tavşanı hiç sevmiyor, her rastladığında ona ateş ediyor, ama vurmayı hiç başaramıyordu.
Kış gelince gri tombul tavşan ortadan kayboluyor, zayıf ve beyaz bir tavşan ortaya çıkıyordu. Avcı bu tavşanı yazın ortaya çıkanın aksine seviyor, onun bulabileceği yerlere yiyecek bırakıyordu. Yıllar geçiyor, avaranın iki tavşanla serüveni aynı şekilde sürüyordu. Yaz geliyor, gri tombul tavşan avcıyı sinirlendiriyor, kış geliyor, zayıf gri tavşan avcıda acıma duygusu uyandırıyordu.
Avcı, şişman tavşanın kışları daha sıcak bir yere göçtüğünü, beyaz tavşanın ise zayıflığı yüzünden göçemediğini ve kışa yakalanıp kaldığını düşünüyordu. Böyle düşündükçe de gri şişmana daha çok kızıyor, zayıf beyazı daha çok seviyordu. Bir gün bir gezgin grubu avcının barınağında konakladı. Onlar yerleşirlerken avcı birden ilerde gri tavşanı gördü, hemen ateş etti. Gezginlerin başındaki yaşlı adam bu ani tepkisinin nedenini sordu.
Avcı uzun uzun yıllardır kendisini meşgul eden iki tavşanın hikâyesini anlattı. Avcıyla birlikte bütün gezgin grubu ateşin çevresinde oturmaktaydılar. Yaşlı gezgin hikayeyi dinledikten sonra konuşmaya başladı:
"Avcı arkadaş, sen aslında aynı tavşanı hem seviyor hem de ondan nefret ediyorsun. Hem besliyor hem öldürmeye çalışıyorsun. Tavşanın tüyleri tabiata uyum sağlamak için renk değiştirir. Dünyayı karlar kaplayınca kendini koruması ve kaçabilmesi için daha beyaz olur. Yaz geldiğinde tabiatın bütün renkleri ortaya çıktığından yine kendini gizleyebilmesi için tüyleri biraz grileşiyor. Sen onu kışın zayıf görüyor ve besliyorsun. Yaz gelince karşına besili bir tavşan çıkıyor ve bu kez sen ona yemek vermediğin gibi kovalayıp duruyorsun, kışa kadar tekrar zayıflıyor.
Avcı en şaşkın haliyle durup düşünürken yaşlı gezgin bir kez daha konuşmuş: "En önemlisi şudur: Sen zayıf ve beyaz bir tavşan gördüğünü düşündüğünde aslında şişman ve gri bir tavşanı görüyor olabilirsin. Şişman ve gri sandığın tavşan da aslında beyaz ve zayıf bir tavşan olabilir. Senin gerçek diye gördüğün aslında gerçekten farklı olabilir. Fark ettiğini sandığın gerçeğin ardında her zaman başka bir gerçek bulunabilir...
FriendFeed Yorumları;

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Kemal Derviş'ten Yeni Parti

Bugün TV'de yayımlanan "Gazete" adlı programda, kanalın Ekonomi Müdürü Celal Toprak , DİSK Başkanı Süleyman Çelebi'nin önderliğinde Merkez Sol'da yeni bir siyasi parti kurma çalışması olduğunu dile getirdi. Bu oluşumun içinde Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Ufuk Uras ve Kemal Derviş gibi isimlerin yer aldığını belirtmiş Toprak.
DİSK Başkanı'nın Mustafa Sarıgül'ün oluşturduğu Türkiye Değişim Hareketi içerisinde önemli bir konumda olduğunu bildiğim için bu bilgi bana biraz garip geldi. Ahmet İnsel, Fuat Keyman gibi değerli akademisyenlerin de içinde yer aldığı "light laik sol parti"nin kurulma aşamasında olduğu ve hatta Doğu Güneydoğu Anadolu'da örgütlendiği söylendi. Lakin bu kadar derin ve sessiz bir örgütlenmeyi kimse beceremedi. Siyasette hiç bir şey gizli kalmaz ilkesi gereği.
Kemal Derviş'in lideri olduğu bir siyasi hareket mevcut haliyle bu toplumun hangi katmanlarından oy alabilir ya da kendisini nasıl iktidara taşıyabilecek merak ediyorum. Bu son gelişinin bir oluşuma alamet olduğunu biliyordum ve çevreme de dillendiriyordum. Lakin benim düşüncem bir hareketin içerisine dahil olması yönündeydi. Bu şekilde bir plan varsa oldukça cesur bulurum. Günümüz koşullarında algılara göre siyaset söz konusu. Ve bu toplumun algısına bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan hitap ettiği için iktidarı elden bırakmıyor.
İsimler gerçekten siyasetin içinde olması gereken ve dönüşümü sağlayabilecek isimler. Lakin toplumun sempati ile yaklaşabileceği onlarla birebir de etkili iletişim kuracak isimler değiller. Bu tip bir lideri alıp yanlarına, onun fikirlerine etki edebilseler çok daha mantıklı olur. Bu toplum bu haliyle hazır değil bu tip bir oluşuma.
Evet sola alternatif üretmekse amaç, bunda kesinlikle başarılı olurlar. CHP ve onun liderini alaşağı edebilirler. Ama iktidar olmaksa amaçları bu hali ile biraz zor.
% 20'ye mi talipler % 48'e mi talipler? Önce bunun inandırıcı bir cevabı verilmeli!
FriendFeed Yorumları;

4 Ağustos 2009 Salı

Türkiye’de Siyasal, Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Gelişmeler

Genar geçtiğimiz günlerde yaptığı bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma; İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya Konya, Adana, Gaziantep, Samsun, Kayseri, Manisa, Mardin, Malatya, Erzurum, Van, Diyarbakır ve Trabzon illerinde örneklem 1560 kişi ile yüzyüze yapılarak gerçekleştirilmiş.
Araştırmada ilk göze çarpan husus, hükümetin de, küçük partiler hariç, muhalefetin de gücünü koruduğu olmuştur. İkinci olarak, sivil- asker ilişkileri, darbe belgesi, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması, mayınlı arazilerin durumu gibi konularda toplum herkesi sağduyulu olmaya çağırmaktadır. Üçüncü bir diğer önemli tartışma mevzusu da, darbeciliğin ülkemizde yeri kalmadığına dair yaklaşımın dikkat çektiğidir.
Bu bağlamda, yapılan araştırmadan elde edilen bulgulara dair kısa değerlendirmeler:
SİYASİ PARTİLER DURUMLARINI KORUMAKTADIR: Muhtemel bir milletvekilliği seçiminde hem iktidar partisi olarak AK PARTİ’nin hem de anamuhalefet partisi olarak CHP’nin oylarını artıracağı anlaşılmaktadır. AK PARTİ %41.8’e, CHP ise %25.4’e yükselmiş gözükmektedir. MHP, DTP ve SP’nin de oylarını sabitlediği söylenebilir. Buradan anlaşılan, son seçimde kendini ispat etmiş olan partilerin güçlerini korumaya devam ettiği, erimiş olan küçük partilerin erimeye devam ettiği ve diğer partileri beslediğidir.
EN BÜYÜK ŞEHRİN BAŞKANI EN BAŞARILI BAŞKAN: Türk toplumuna göre Türkiye’nin en başarılı beş büyükşehir belediye başkanı Kadir Topbaş, Aziz Kocaoğlu, Melih Gökçek, Aytaç Durak ve Yılmaz Büyükerşen’dir.
POTANSİYEL LİDER MUSTAFA SARIGÜL: Toplumun %14.6’sı mevcut siyasi liderler dışında potansiyel lider olarak gördükleri birileri olduğunu söylemektedir ve ilk sırada %32.5 ile Mustafa Sarıgül ismi vardır.
ERGENEKON LİSTEDEN DÜŞMÜYOR: Türk toplumu son üç ayın en önemli gündem maddeleri olarak küresel mali krizi, Ergenekon soruşturmasındaki yeni gelişmeleri, Ergenekon’la ilişkilendirilen cephanelikleri, darbe belgesini ve PKK saldırıları sonucu verilen şehitleri öne çıkarmıştır.
KRİZ KEMER SIKTIRDI: Krizin sosyo-ekonomik etkilerine bakıldığında, toplumun önemli ölçüde masraflarını kıstığı anlaşılmaktadır. Zira, katılımcıların %71.5’i yakınlarına hediye alma harcamalarında, %71.9’u kişisel bakım harcamalarında, %73.9’u gıda-sağlık-eğitim gibi temel harcamalarda, %76.9’u ise sinema-tiyatro-konser-gezi gibi sosyal ve kültürel harcamalarda kesintiye gitmiştir. Krizin sosyal etkilerine dair sorulan “son 5-6 ayda ekonomik krizin etkileriyle yakın çevrenizle olan ilişkilerinizde olumsuzluklar yaşadınız mı” sorusuna katılımcıların %69.3’ü olumsuzluklar yaşadıkları yönünde cevap vermişlerdir. Toplumsal olarak bakıldığında, katılımcıların %59.6’sı yaşanmakta olan küresel ekonomik krizin dibe vurduğu ve ekonominin bundan sonra iyiye doğru bir çıkış yakalayacağı düşüncesine katılmadığı görülmektedir. Katılımcıların %46.9’u hükümetin ekonomik krize karşı uygun politikalar üretmediğini düşünmektedir. Uygun politikalar ürettiğini düşünenler ise %26.6 kadardır.
BELGE KONUSUNDA KAFALAR KARIŞIK: Toplumun %45.3’ü hükümeti darbe yoluyla düşürme belgesi olarak gündemde yer alan belgenin gerçek olduğunu düşünürken %54.7’si böyle düşünmemektedir.
KENAN EVREN REFERANDUMU KAYBETTİ: Darbecilerin yargılanması konusunu halka sormak gerektiği yönünde açıklamalar yapan Kenan Evren halkoylamasını kaybetmiş gözükmektedir. Zira, katılımcıların %61’i darbecilerin yargılanması gerektiğini düşünmektedir. Buna paralel olarak %66.4’ü de 28 Şubat 1997’de darbe yapmayı planlayanların yargılanmasını istemektedir. Bunun anlamı, artık ülkemizde Türk toplumu darbeye geçit vermeyecek demektir.
ÇOĞUNLUK SİVİL MAHKEMEDEN YANA: Askeri personelin sivil mahkemelerde yargılanmasına imkan veren yasanın onaylanması ile ilgili soruya %60.4 oranında destek gelmiştir.
CUMHURBAŞKANI BAŞARILI: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e dair başarı algılamasında toplumun %66.2’si kendilerini başarılı bulmaktadır.
TOPLUM DEĞİŞİMİ SEVDİ: Son yerel seçim sonrasında yapılan kabine değişikliğinin beğeni durumu sorulduğunda, katılımcıların %31.7’si yeni kabineyi beğendiğini, %32.7’si kısmen beğendiğini söylerken, beğenmediğini söyleyenler %35.6 olmuştur.
AB BİZİ ALDATIYOR: Toplumda AB ile ilgili algılar ve yargılar zaman zaman değişse de, her zaman dikkatleri çekmeye devam etmektedir. Bu bağlamda, katılımcıların %89.2’si AB’nin gerçekte Türkiye’yi üyeliğe kabul etmek istemediği ve bizi oyaladığı görüşünde olduğunu söylemektedir.
SURİYE SINIRINDAKİ MAYINLI ARAZİYİ TSK TEMİZLEMELİ: Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi ile ilgili olarak hükümetin tavrının olumlanma oranı %53.5’tir. Ayrıca, katılımcıların %58.4’ü de mayınlı arazilerin temizlenip İsrail’e kullandırılacağı yönündeki muhalefet görüşüne katılmadığını belirtmektedir. Suriye sınırındaki mayınların temizlenme işinin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılmasını isteyenler %88.9, bir Türk şirket tarafından temizlenmesini isteyenler %52.3 iken; İsrail, ABD, Almanya, İngiltere veya Suriye tarafından yapılamasını kabul edenler %2-3-4 seviyesinde kalmaktadır. Yani, toplum “sofrayı kuran kaldırsın” demiş olmaktadır.
HÜKÜMETİN BAŞARISI %50 BANDININ ÜZERİNDE: AK PARTİ hükümetine dair çeşitli konulardaki başarı algısına bakıldığında toplumun %57.7’si sosyal yardımlar, %56.5’i çetelerle mücadele, %52.3’ü terörle mücadele, %51.4’ü dış politika, %48.1’i demokratikleşme ve %48.1’i ekonomi alanlarında hükümeti başarılı bulmaktadır. Bu oranların tamamının hükümetin son seçimde aldığı il genel meclisi oy oranın üzerinde olduğu dikkat çekmektedir. AK PARTİ hükümetine dair genel başarı algısı %54.3 iken bu değer CHP için %32.8, MHP için 27.2, SP için %14 ve DTP için %11.9’dur.
ORDU EN GÜVENİLİR KURUM: Kurumlara güven sorgulamasında ordu %82.0 ile birinci sırada yer almaktadır. Ardından %68.6 ile cumhurbaşkanlığı, %65.5 ile yargı, %65 ile TBMM, %55.2 ile hükümet, %36.9 ile medya, %36 ile YÖK ve %32.4 ile muhalefet partileri gelmektedir.
2010 KÜLTÜR BAŞKENTİ TÜRKİYE’DE BİLİNMİYOR Katılımcıların %86.8’i 2010 yılında İstanbul’da gerçekleşecek olan uluslararası organizasyonun ne olduğunu bilmediğini ifade etmiştir. Bildiğini söyleyen %13.2’lik kitle kültür başkenti, Avrupa başkenti, medeniyetler ittifakı, dünya kültür başkenti, İstanbul medeniyetler ve kültürler buluşması gibi dağınık ve olayın tam adını veremeyen ifadeler kullanmışlardır.
Liderlerin en belirgin özelliklerini düşünerek her bir lideri bir ifadeyle özdeşletirir misiniz? sorusuna ise verilen cevaplar;
Share/Save/Bookmark

Twitter

Google+ Followers